Tek Gazetesi - Haber Sitesi - Son Dakika Haberleri

Sayfa Adresi : https://www.tekgazetesi.com/haber-detay/14819_mustafa-yeneroglu-ndan-casusluk-davasi-degerlendir

GÜNDEM

Tümü

Mustafa Yeneroğlu’ndan 'Casusluk Davası' değerlendirmesi: Yedi unsurdan yedisi de eksik

(3 Saat, 29 Dakika önce) 126 İzlenme 0 Yorum
İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Silivri Cezaevi’nde yaptığı görüşmelerin ardından İBB Başkanı İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, iletişim danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün yargılandığı “Casusluk Davası”na ilişkin ayrıntılı değerlendirmelerde bulundu. Yeneroğlu, iddianamenin tek dayanağının 17 İBB çalışanına ait e-posta adresi ve şifresi olduğunu belirterek, “TCK 328 ve Yargıtay içtihadı bakımından yedi unsurdan yedisi de eksik” dedi.

Hukukçu ve Bağımsız İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Silivri Cezaevi’nde yaptığı ziyaretlerin ardından kamuoyunda “Casusluk Davası” olarak bilinen dosyaya ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.

Yeneroğlu, Silivri’de Osman Kavala, Can Atalay, Onursal Adıgüzel, Hasan Akgün, Alican Uludağ, Merdan Yanardağ ve Tayfun Kahraman ile görüştüğünü belirtti. Necati Özkan ile de görüşmek istediğini ancak İBB duruşmaları sürdüğü için bu görüşmenin gerçekleşmediğini aktardı.

Daha önce iddianameyi ve bilirkişi raporlarını incelediğini belirten Yeneroğlu, davanın hukuki dayanağının son derece zayıf olduğunu savundu.

“İDDİANAME TEK BİR VERİYE DAYANIYOR”

Yeneroğlu’na göre iddianamedeki temel delil, 17 İBB çalışanına ait e-posta adresi ve şifresinden ibaret.

Bu veriler üzerinden İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, iletişim danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün hakkında “siyasal veya askeri casusluk” suçlaması yöneltildiğini hatırlatan Yeneroğlu, bu suçlama kapsamında 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istendiğini belirtti.

Yeneroğlu, iddianamenin özetle, 2019 İstanbul seçimlerinden 12 gün önce Necati Özkan’ın Hüseyin Gün ile tanıştığı, 17 İBB çalışanının e-posta şifrelerini ona verdiği ve bu yolla seçimin “manipüle edildiği” iddiasına dayandığını söyledi.

“BİLİRKİŞİ VERİLERİN İBB’DEN SIZMADIĞINI SÖYLÜYOR”

Yeneroğlu, mahkemenin atadığı bilirkişinin raporuna dikkat çekti. Rapora göre 17 e-posta adresinin asıl veritabanından sızdırılmadığını, verilerin yıllar önce farklı platformlardan internete yayıldığını ve kamuya açık veri setlerinde zaten mevcut olduğunu belirtti.

Yeneroğlu, söz konusu verilerin bir kısmının suç tarihinden 11 yıl, birinin ise 18 yıl önce internette bulunduğunu aktararak, “Ortada devlet sırrı niteliğinde, gizli kalması gereken bir veri olmadığı yönünde ciddi teknik tespitler var” değerlendirmesinde bulundu.

“SIZINTILAR AK PARTİ DÖNEMİNE AİT”

Yeneroğlu, bilirkişi raporundaki tarihlerin 2008, 2016, 2017, Ocak 2019 ve Şubat 2019’a işaret ettiğini belirtti.

Ekrem İmamoğlu’nun İBB Başkanlığı görevini 27 Haziran 2019’da devraldığını hatırlatan Yeneroğlu, söz konusu sızıntıların tamamının İmamoğlu göreve başlamadan önce yaşandığını vurguladı.

Yeneroğlu, “İddianame, bir önceki yönetimin döneminde gerçekleşen veri güvenliği açıklarını yeni yönetimin ‘casusluğu’ olarak sunuyor” dedi.

“TCK 328’İN UNSURLARI OLUŞMUYOR”

Hukukçu kimliğiyle dosyayı değerlendiren Yeneroğlu, TCK 328’de düzenlenen siyasal veya askeri casusluk suçunun oluşması için Yargıtay içtihadına göre yedi unsurun birlikte bulunması gerektiğini belirtti.

Bunların; bilginin gerçek ve doğru olması, suç tarihinde gizliliğini kaybetmemiş olması, niteliği itibarıyla gizli olması, çaba sonucu temin edilmesi, yabancı devlet yararına temin edilmesi, Türkiye zararına temin edilmesi ve failde özel casusluk maksadı bulunması olduğunu kaydetti.

Yeneroğlu, dosya bakımından bu unsurların hiçbirinin oluşmadığını savundu:

“Bilgi gizli mi? Hayır. Devlet güvenliğine ilişkin mi? Hayır. Çaba sonucu mu temin edilmiş? Hayır. Yabancı devlet yararına mı? Hayır. Türkiye zararına mı? Hayır. Casusluk maksadı var mı? Hayır. Lehine casusluk yapılan devletle anlaşma var mı? Hayır. Yedi unsurdan yedisi de eksik.”

HÜSEYİN GÜN’ÜN SUNDUĞU BELGEYE DİKKAT ÇEKTİ

Yeneroğlu, iddianamede “ana casus” olarak gösterildiğini belirttiği Hüseyin Gün’ün duruşmada sunduğu belgeye de dikkat çekti.

Yeneroğlu’nun aktardığına göre Gün, Ekim 2016-Mayıs 2017 arasında geçerli olan ve şirketlerine “Türk devleti adına ülke ilişkilerini yönlendirme, yönetme ve idare etme” yetkisi veren bir belge sundu. Belgenin, dönemin Başbakanlık Müsteşarı, daha sonra Cumhurbaşkanı Yardımcısı olan Fuat Oktay tarafından imzalandığı belirtildi.

Yeneroğlu, Hüseyin Gün’ün duruşmada “Ben casus değilim, kimseye de casusluk yaptı demedim” dediğini de aktardı.

“İMAMOĞLU, ÖZKAN VE YANARDAĞ’IN GÜN İLE İLİŞKİSİ SUÇLAMAYI TAŞIMIYOR”

Yeneroğlu, sanıkların Hüseyin Gün ile ilişkilerine dair iddiaların da casusluk suçlamasını desteklemediğini savundu.

Ekrem İmamoğlu’nun Gün’ü hayatında bir kez gördüğünü, Necati Özkan’ın 11 Haziran 2019’da tek bir görüşme yaptığını, Merdan Yanardağ ile Gün arasındaki ilişkinin ise iddianamede net bir tablo oluşturmadığını belirtti.

Yeneroğlu, Necati Özkan’ın Gün’e yönelttiği sorulara verilen cevapları da aktardı. Buna göre Gün, Özkan’ın kendisine talimat vermediğini, veri vermediğini, İBB ile ilgili bilgi paylaşmadığını ve seçim manipülasyonu talep etmediğini söyledi.

“İDDİANAME DEMOKRATİK SEÇİM YARIŞINI SUÇ SAYIYOR”

Yeneroğlu, iddianamenin 159. sayfasındaki değerlendirmeyi davanın asıl motivasyonunu gösteren bölüm olarak nitelendirdi.

İddianamede, siyasal casusluk suçunun amacının “2019 yerel seçimlerini manipüle etmek suretiyle Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanmasını sağlamak ve ülke siyasetinde söz sahibi olmak” şeklinde tarif edildiğini belirten Yeneroğlu, bunun hukuken kabul edilemez olduğunu savundu.

Yeneroğlu, “Eğer seçim kazanmak ve ülke siyasetinde söz sahibi olmak bir casusluk amacıysa, bütün partilerin amacı budur. Bu, demokrasinin tanımıdır” dedi.

“ORTADA SUÇ İŞLENDİĞİNE DAİR KARİNE DAHİ YOK”

Yeneroğlu, dosyada delil bir yana, suç işlendiğine dair karine dahi bulunmadığını belirterek, buna rağmen sanıklar hakkında 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istendiğini vurguladı.

Sanıklardan birinin Türkiye’nin en güçlü cumhurbaşkanı adaylarından biri olduğunu, bir diğerinin 42 yıllık şirketini kapatmak zorunda kalan 65 yaşındaki bir iletişim danışmanı, bir diğerinin ise televizyonuna kayyım atanmış 40 yıllık gazeteci olduğunu hatırlattı.

Yeneroğlu, açıklamasının sonunda, bu iddianamenin ileride Türk yargı tarihinin utanç dosyalarından biri olarak anılacağını savundu.

 


YORUMLAR

Yorum Yaz
Bu habere daha önce yorum yapan olmadı.
Şimdi ilk yorumu sen yaz.!
ARŞİV
GAZETE MANŞETLERİ
KARİKATÜR KÖŞESİ
ANKETLER
Seçili anket bulunmamaktadır
Bu ankete toplam kişi katıldı.