Deprem felaketinin ardından kamu görevlilerinin yargılanmaması, müteahhitlere "olası kast" yerine daha az ceza öngören "bilinçli taksir" suçundan ceza verilmesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi'nin (KTÜ) kopyala-yapıştır imzalı bilirkişi raporları kamuoyunda büyük tepki çekmişti. Yerel mahkemelerin tartışmalı kararlarına istinaf mahkemelerinin de sessiz kalması üzerine nihai gözler Yargıtay'a çevrilmişti.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 69 kişinin hayatını kaybettiği ve 8 kişinin hapis cezası aldığı Kahramanmaraş'taki Güneşli Kocabaş Sitesi 7. Blok davasında beklenen kararını açıkladı. Bu karar, benzer durumdaki yüzlerce deprem dosyası için de "bozma" yolu açmış oldu.
KOPYA İMZALAR İNCELENECEK, YENİ RAPOR İTÜ VEYA ODTÜ'DEN ALINACAK
T24'ten Gökçer Tahincioğlu'nun haberine göre, karar metninde Yargıtay, yerel mahkeme ve istinafın eksik inceleme yaptığına hükmederek şu emsal niteliğindeki taleplerde bulundu:
Grafoloji Uzmanı Şartı: KTÜ'den gelen 12 ayrı rapora 7 bilirkişinin imzalarının kopyala-yapıştır yöntemiyle atıldığı iddialarına karşı, raporlardaki imzaların Adli Tıp Kurumu veya grafoloji uzmanlarınca incelenmesi istendi.
Yeni Uzman Heyeti: İmar affının etkisi, binaların yapım tarihindeki mevzuata uygunluk ve zemin etüdü gibi hayati konuların aydınlatılması için İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) veya başka bir teknik üniversiteden yepyeni bir bilirkişi heyeti oluşturulması talep edildi.
Toptancı Ceza Mantığına Son: Sanıkların eylemlerinin ortak biçimde değerlendirilemeyeceği, her bir sanığın hangi davranışı ile yıkıma nasıl yol açtığının (nedensellik bağı) ayrı ayrı ve teknik verilere dayalı olarak gerekçelendirilmesi gerektiği vurgulandı.
İstinafa "Duruşma Aç" Uyarısı: Bölge Adliye Mahkemelerinin (İstinaf) böylesine kritik itirazların (sahte imza, yetersiz rapor) olduğu dosyalarda, evrak üzerinden değil, bizzat duruşma açarak maddi gerçeği araştırması gerektiği ifade edildi.
"İMAR SORGULANMAZSA ADALET SAĞLANMAZ"
Yargıtay'ın kararını değerlendiren Hukukçu ve İnşaat Mühendisi Levent Mazılıgüney, kararı "yetersiz ama önemli bir başlangıç" olarak nitelendirdi. Deprem yargılamalarının asıl amacından uzaklaştığını belirten Mazılıgüney, paket programlardan alınan çıktıların "değişmez gerçeklik" kabul edildiği sisteme tepki gösterdi.
Davanın sembolü olan Güneşli Kocabaş Sitesi için 2011 yılında İller Bankası'nın "imara açmayın" uyarısı yaptığını hatırlatan Mazılıgüney, şunları söyledi: "Eğer bina neden yıkıldı anlamak istiyorsak süreci bütüncül değerlendirmeliyiz. Depremden önce 15 kata izin verilen o alan, depremden sonra 5 kata indirilmişse 'Neden bu önlem 6 Şubat’tan önce alınmadı?' sorusunu sorma hakkımız vardır. İmar aşamalarını dikkate almayan bir yargılama eksiktir. Sadece günah keçisi bulmaya yönelik yargılamalar, bizi bir sonraki depremde yine enkaz altında bırakır."
"TMMOB VE İMO'NUN UYARILARINA KULAK VERİLMELİ"
Geciken adaletin ve haksız ödenen bilirkişi ücretlerinin de hesabının sorulması gerektiğini belirten Mazılıgüney, ilk derece mahkemelerine büyük iş düştüğünü vurguladı. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve İnşaat Mühendisleri Odası'nın (İMO) tarihi uyarılarına dikkat çeken Mazılıgüney, "Bilirkişiler hâkim yerine geçemez, kusur ve oranını belirleyemez. O dönemin yönetmeliklerine göre inşa edilmiş binaları bugünün modern yazılımlarıyla yargılayıp imar aflarını sümen altı edemezsiniz. Yargıtay'ın bu kararı bir fırsata çevrilmeli ve gerçek sorumluluk zinciri kurulmalıdır" ifadelerini kullandı.




















