Yaban hayatı kaçakçılığı denilince akla genellikle fildişi veya gergedan boynuzu gelir. Ancak uluslararası kaçakçıların yeni hedefi çok daha küçük, tespit edilmesi çok daha zor ve şaşırtıcı derecede kârlı: Kraliçe karıncalar. Kenya'dan Avrupa ve Asya'ya uzanan bu yeni karaborsa, hem yerel ekosistemleri hem de küresel tarımı tehdit ediyor.
Şu sıralar Kenya'nın Rift Vadisi'nde yağmurlu sezonun başlamasıyla doğa mucizevi bir ritüele sahne oluyor. Toprağın altındaki devasa kolonilerden çıkan kanatlı kraliçe adayları ve erkek karıncalar, çiftleşme uçuşu için gökyüzüne yükseliyor. Ancak Gilgil gibi sakin tarım kasabalarının çevresinde bu doğa olayını bekleyen sadece kuşlar değil; uluslararası böcek kaçakçıları da pusuda.
Küresel çapta giderek büyüyen ve şeffaf fanuslarda (formikaryum) karınca kolonisi besleme çılgınlığına dayanan bu hobi, Kenya'yı yasadışı bir ticaretin merkez üssü haline getirmiş durumda.

KAVANOZDAKİ İMPARATORLUKLAR VE 220 DOLARLIK KRALİÇELER
Uluslararası koleksiyonerlerin en çok peşine düştüğü tür, büyük ve göz alıcı kırmızı rengiyle bilinen Dev Afrika Hasatçı Karıncası (Messor cephalotes). İnternet üzerinden yürütülen karaborsada, döllenmiş tek bir kraliçe karınca 220 dolara (yaklaşık 170 sterlin) kadar alıcı bulabiliyor.
Bunun nedeni basit: Döllenmiş tek bir kraliçe, sıfırdan yüz binlerce işçiye sahip devasa bir koloni kurabiliyor ve şaşırtıcı bir şekilde 50 ila 70 yıl arasında yaşayabiliyor.
Bu ticaretin en korkutucu yanı ise lojistik kolaylığı. Havaalanlarındaki X-ray cihazları organik materyalleri tespit etmekte zorlandığı için, nemli bir pamukla desteklenmiş küçük bir deney tüpü veya şırınga içindeki kraliçe karınca, valizlerin arasında iki ay boyunca hayatta kalarak dünyanın öbür ucuna uçabiliyor.
"BUNUN YASADIŞI OLDUĞUNU BİLMİYORDUM"
Sistemin işleyişi ise klasik bir sömürü ağına dayanıyor. Yabancı alıcılar arazilere kendileri girmek yerine yerel halkı aracı olarak kullanıyor. BBC'ye konuşan ve ismini vermek istemeyen eski bir aracı durumu şöyle özetliyor: "Yabancılar asla tarlalara gelmezdi; şehirde bir misafirhanede beklerlerdi. Biz sabahın erken saatlerinde kraliçeleri toplar, onların verdiği şırıngalara koyup teslim ederdik. Başlangıçta bunun yasadışı olduğunu bile bilmiyordum."
Geçtiğimiz yıl, turistik Naivasha kasabasında bir konukevinde 5.000 canlı kraliçe karıncanın ele geçirilmesi, durumun vehametini gözler önüne serdi. Belçika, Vietnam ve Kenya uyruklu şüphelilerin, bu böcekleri Avrupa ve Asya'da satışa çıkarmaya hazırlandığı anlaşıldı. Sadece birkaç hafta önce ise, aynı şebekenin beyni olduğu iddia edilen bir Çin vatandaşı, Nairobi Havalimanı'nda valizinde 2.000 kraliçe karınca ile yakalandı.
EKOLOJİK SAATLİ BOMBA: İSTİLACI TÜRLER TEHLİKESİ
Karınca ticareti sadece yasadışı bir eylem değil, aynı zamanda küresel bir ekolojik tehdit. Kenya'da görev yapan biyolog Dino Martins, “Bir entomolog olarak bu ticaretin boyutuna ben bile şaşırdım” diyor.
Kraliçelerin doğadan koparılması, Kenya'daki ekosistemi derinden sarsıyor. Karıncalar, tohumları taşıyarak doğanın mühendisleri gibi çalışıyor; onların yokluğu, bitki örtüsünün ve otlakların sağlığını doğrudan tehdit ediyor.
Ancak madalyonun diğer yüzünde, alıcı ülkeleri bekleyen daha büyük bir felaket var. Çin'in Sichuan Üniversitesi'nden Wang Zhengyang ve ekibinin yaptığı araştırma, Çin'de internet üzerinden satılan karıncaların dörtte birinin ülkeye özgü olmayan, kaçak yollarla getirilmiş türler olduğunu ortaya koydu.
Wang, tehlikeyi şu sözlerle özetliyor: "İnsanların böcekleri eğitici bir amaçla gözlemlemesi harika. Ancak istilacı türleri beslemek inanılmaz derecede tehlikeli. Bu dev hasatçı karıncalardan sadece birkaçı doğaya kaçarsa, Çin'in tahıl bazlı tarımını çökertecek bir istilaya dönüşmesi an meselesidir."
YASAKLAMAK MI, TARIMINI YAPMAK MI?
Şu anda dünya çapında hiçbir karınca türü, nesli tükenmekte olan canlıları koruyan CITES sözleşmesi kapsamında değil. Bu yasal boşluk, kaçakçıların işini kolaylaştırıyor. Kenya Yaban Hayatı Servisi (KWS), havalimanlarında daha gelişmiş tarama cihazlarına ihtiyaç duyduklarını belirtiyor.
Öte yandan, konuya farklı yaklaşanlar da var. Gazeteci Charles Onyango-Obbo, karıncaların fildişi gibi tükenen bir kaynak olmadığını, aksine üretilebilen biyolojik varlıklar olduğunu savunuyor. Kenya hükümetinin onayladığı yeni yönergeler de, bu tür canlıların sürdürülebilir ticaretinin yerel halk için yasal bir gelir kapısına dönüştürülmesi fikrini destekliyor.
Yani gelecekte, Afrikalı çiftçilerin sadece kahve veya mısır değil, aynı zamanda laboratuvar ortamında uluslararası pazarlar için "kraliçe karınca" yetiştirdiğini görebiliriz. Ancak o güne kadar, havalimanlarındaki valizlerin derinliklerinde, test tüpleri içinde uçan minik imparatorluklar sınırlarımızı sessizce aşmaya devam edecek.




















