Milyonlarca vatandaşı ve binlerce sağlık çalışanını yakından ilgilendiren aile hekimliğinde "uzaktan muayene" dönemi için geri sayım başladı! 1 Kasım 2026'da yürürlüğe girmesi planlanan görüntülü sağlık hizmeti, sağlık kuruluşuna gitmekte zorlananlar için büyük bir kolaylık sağlasa da, beraberinde pek çok altyapı tartışmasını getirdi. AHESEN yetkilileri, günlük zorunlu "3 uzaktan randevu" kotasına itiraz ederken, sistemin sadece dijitale daha hızlı erişebilen gençlere değil; asıl ihtiyacı olan yatağa bağımlı, yaşlı ve engelli vatandaşlara hizmet etmesi gerektiğini vurguluyor. Peki, uzaktan muayenede ilaç ve rapor nasıl yazılacak, kişisel veriler nasıl korunacak?
UZAKTAN MUAYENE DE KİMLERE ÖNCELİK VERİLECEK?
Sistemin erişilebilirlik açısından adaletsizlik yaratmaması gerektiğini savunan Dr. İlkay Eren, hedeflenen kitleye dair şu uyarıları dile getirdi:
- Akıllı Triyaj Şartı: Randevuların sadece dijital sistemleri (MHRS/e-Nabız) hızlı kullanabilen kişiler tarafından doldurulması, asıl ihtiyacı olan yaşlı ve engelli vatandaşları sistemin dışına itebilir.
- Dezavantajlı Gruplar: Kurulacak bir akıllı triyaj sistemiyle; Evde Sağlık Hizmetleri birimlerine kayıtlı, yatağa bağımlı, yaşlı ve kronik hastalığı bulunan kişilere randevu alımında mutlak öncelik tanınmalıdır.
UZAKTAN MUAYENE RANDEVU KOTASI KAÇ OLACAK?
Aile hekimliklerinde halihazırda yürütülen yüz yüze hasta muayeneleri, aşı programları, gebe/bebek izlemleri ve kronik hastalık takipleri yoğun bir mesai gerektiriyor.
AHESEN, her aile hekimine günlük zorunlu en az 3 uzaktan muayene randevusu açılması planına karşı çıkmakta iken, randevu sayısının zorunlu kotalarla değil; ilgili Aile Sağlığı Merkezi'nin yoğunluğu, hastaların bölgesel ihtiyaçları ve hekimlerin mesleki değerlendirmeleri doğrultusunda esnek olarak belirlenmesi talep ediliyor.
HEKİMLERİN UZAKTAN DEĞERLENDİRME TALEPLERİ
Uygulamanın hasta güvenliğini ve sağlık çalışanlarının haklarını koruyacak şekilde yürütülmesi için AHESEN tarafından sıralanan 5 madde şunlar
- Önceliklendirme: Yaşlı, engelli, yatağa bağımlı ve kronik hastaları önceliklendiren akıllı triyaj sisteminin acilen kurulması.
- Hukuki Güvence: Hekimlerin yetki ve sorumluluklarını (fiziksel muayene gerektiren durumlar, rapor/reçete yetkileri) net olarak belirleyen tıbbi ve hukuki bir rehber hazırlanması.
- Mevzuat Uyumu: Reçete ve rapor krizlerinin önüne geçmek için Sağlık Bakanlığı ile SGK mevzuatı arasında tam uyum sağlanması.
- Mahremiyet: Kişisel verilerin ve hasta-hekim mahremiyetinin teknolojik sızıntılara karşı güvence altına alınması.
- Esneklik: Zorunlu randevu kotası dayatmasının kaldırılarak, sahanın gerçeklerine uygun esnek bir sistem oluşturulması.
AHESEN Genel Başkanı Ahmet Kandemir de konuyla ilgili yaptığı açıklamada, aile hekimliği sistemindeki mevcut yapısal sorunlar çözülmeden sisteme yüklenecek yeni yükümlülüklerin hizmet sunumunu sekteye uğratabileceğini belirterek, odak noktasının daima "hasta güvenliği" olması gerektiği uyarısında bulundu.
AHESEN'DEN SIZINTI UYARISI
Sağlık Bakanlığı tarafından Aile Sağlığı Merkezlerinde 1 Kasım 2026 tarihinde başlatılması planlanan uzaktan sağlık hizmeti, Türkiye'nin birinci basamak sağlık sisteminde dijital bir devrim niteliği taşıyor. Hastaların evlerinden çıkmadan aile hekimleriyle görüntülü görüşerek muayene olabilmesini sağlayacak bu sistem için hazırlıklar sürerken, sahadaki hekimleri temsil eden Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası'ndan (AHESEN) uygulamanın pratik ve hukuki altyapısına yönelik önemli uyarılar geldi. AHESEN Yönetim Kurulu Üyesi ve Hukuk ve Mevzuat Sekreteri Dr. İlkay Eren, hukuki, mali ve teknik altyapı tamamlanmadan atılacak adımların hem hastalar hem de hekimler açısından büyük mağduriyetler yaratabileceğini belirterek, sistemin "akıllı triyaj" yöntemiyle kurgulanması gerektiğini ifade etti.
AHESEN'in de özellikle vurguladığı gibi, Sağlık Bakanlığı'nın başlattığı bu sistemin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ile tam entegre olmaması durumunda; uzaktan yazılan reçetelerin ve raporların eczanelerde geri ödeme (ücretsiz alım) sorunu yaratması muhtemeldir. Öte yandan hekimlerin en büyük endişesi, tıbbi değerlendirme yapılan görüntülü görüşmelerin ekran kaydedici programlarla izinsiz şekilde kaydedilerek sosyal medya platformlarına sızdırılması ihtimalidir.



















