İsrail'in Lübnan'ın güneyinde başlattığı askeri operasyonun ve sınır bölgesindeki yapıları hedef alan yıkım politikasının boyutu, uydu görüntüleriyle tüm çıplaklığıyla gözler önüne serildi. BBC Verify ekibinin elde ettiği ve doğruladığı görsel kanıtlar, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz'ın 22 Mart'ta verdiği "Lübnan evlerinin yıkımını Gazze modeli temelinde hızlandırma" emrinin ardından bölgede eşi görülmemiş bir tahribat yaşandığını gösteriyor.
SADECE İKİ KÖYDE 860 BİNA YERLE BİR EDİLDİ
İsrail ordusunun, Hizbullah'a yönelik operasyonlar kapsamında sınır bölgesindeki kasabaları kontrollü patlamalarla yok ettiği tespit edildi. BBC'nin analizine göre, sınıra yaklaşık 4 kilometre uzaklıktaki Taybeh kasabasında cami dahil 400'den fazla bina yıkılırken, Aita al-Shaab köyünde bu sayı 460'ı aştı.

Taybeh kasabası
Khiam, Qouzah, Deir Seryan ve Markaba köylerindeki binaların da eşzamanlı ve koordineli patlamalarla enkaza çevrildiği doğrulanan videolarla belgelendi. Yıkım sadece iç kesimlerde değil, Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNIFIL) karargahının bulunduğu sahil kasabası Naqoura'ya da sıçradı. UNIFIL Sözcüsü Kandice Ardiel, karargahın karşısındaki binaların çoğunun yıkıldığını belirterek, durumu "yürek parçalayıcı" olarak nitelendirdi.

Aita al-Shaab köyü
LÜBNAN TOPRAKLARININ YÜZDE 10'UNU KAPSAYAN 'TAMPON BÖLGE'
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, operasyonların amacını "işgal tehdidini engellemek" olarak açıklarken, planlanan "güvenlik bölgesinin" sınırdan Litani nehrine kadar uzanarak Lübnan topraklarının yaklaşık yüzde 10'unu kapsayacağı belirtiliyor.
Bu devasa operasyonun insani faturası ise giderek ağırlaşıyor. BM verilerine göre, 820 bini güneyden olmak üzere Lübnan genelinde 1,2 milyondan fazla insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, savaşın başından bu yana 2 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.
ULUSLARARASI HUKUK UZMANLARI: "SAVAŞ SUÇU OLABİLİR"
Geniş çaplı sivil yıkım, uluslararası hukuk uzmanlarını harekete geçirdi. Çok sayıda hukukçu, askeri zorunluluk olmadıkça mülklerin tahrip edilmesinin uluslararası insancıl hukuk tarafından kesinlikle yasaklandığının altını çizdi:
BM Terörle Mücadele ve İnsan Hakları Özel Raportörü Prof. Ben Saul: İsrail'in saldırılarının, sivil halkı toplu olarak cezalandırarak ağırlıklı olarak Şii köylerini "temizlemeyi" amaçladığını ve bu durumun insancıl hukuku ihlal ettiğini belirtti.
Oxford Üniversitesi'nden Prof. Janina Dill: Askeri gereklilik çıtasının çok yüksek olduğunu vurgulayarak, "Uzun vadeli ulusal güvenlik bahanesiyle tüm köylerin yerle bir edilmesi bu kapsama girmez" dedi.
Bristol Üniversitesi'nden Dr. Lawrence Hill-Cawthorne: Bir tampon bölge oluşturmak için kasabaların tamamen yok edilmesinin hiçbir şekilde meşru bir savunma olarak kabul edilemeyeceğini vurguladı.
İSRAİL ORDUSU İDDİALARI REDDETTİ
Ağır suçlamaların hedefindeki İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ise yıkımların "zorunlu askeri gereklilik" çerçevesinde yapıldığını öne sürdü. Sivil halkı dini veya mezhepsel temelde cezalandırma ya da "temizleme" iddialarını kategorik olarak reddeden ordu sözcülüğü, Hizbullah'ın sivil alanlara askeri altyapı gizlediğini ve tahliye uyarılarının sivilleri kalıcı olarak yerinden etmeyi amaçlamadığını savundu.
Ancak uydu görüntülerinin ortaya koyduğu haritadan silinmiş köyler, bölge halkının evlerine dönme ihtimalini giderek zorlaştırıyor.




















