Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 103. yıl dönümü dolayısıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a kutlama mesajı gönderdi. Ancak Aliyev'in iki ülke arasındaki kardeşlik ve müttefiklik ilişkilerine yaptığı vurgu, son haftalarda yaşanan başörtüsü krizi ve Ankara'nın attığı adımlar nedeniyle dikkat çekti. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı tarafından 29 Ekim'de yayımlanan mesajda Aliyev, Erdoğan'a "Aziz kardeşim" diye hitap ederek Türkiye halkının Cumhuriyet Bayramı'nı kutladı.
Aliyev, 2021 yılında imzalanan Şuşa Beyannamesi'ne atıfta bulunarak, "Azerbaycan ile Türkiye'yi tarihin sınavlarından geçmiş gerçek dostluk ve kardeşlik bağları birleştirmektedir. 2021 yılında sizinle birlikte imzaladığımız Şuşa Beyannamesi ile ülkelerimiz arasındaki ilişkiler en üst seviyeye, müttefiklik düzeyine ulaşarak nitelik bakımından yeni bir içerik ve anlam kazanmıştır" ifadelerini kullandı.
GERİLİMİN ARDINDAN "EN ÜST DÜZEY" VURGUSU
Yaşanan gelişmelerin ardından Aliyev'in Cumhuriyet Bayramı mesajında Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini en üst düzeyde tanımlaması dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 21 Ekim'de Aliyev ile telefon görüşmesi gerçekleştirmiş ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nı Ankara'da düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne davet etmişti. Görüşmenin ardından Saral'ın görevden ayrılması, iki ülke arasındaki gerilimi azaltmaya yönelik bir adım olarak değerlendirilmişti.
Aliyev'in 29 Ekim mesajında ise başörtüsü tartışmalarına, 31 Türk vatandaşına getirilen giriş yasağına, Saral'ın görevden ayrılmasına veya Türkiye'deki gözaltılara ilişkin herhangi bir ifadeye yer verilmedi.
NE OLMUŞTU?
İki ülke arasındaki gerilim, Azerbaycan'da okullarda uygulanan kıyafet düzenlemeleri kapsamında başörtülü öğrencilerin eğitim kurumlarına alınmamasına yönelik tepkilerle başlamıştı.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, 12 Ekim'de yaptığı açıklamada Azerbaycan yönetimini eleştirerek başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesinin kabul edilemeyeceğini söylemişti.
Saral'ın açıklamalarına Azerbaycan'dan sert tepki gelmiş, iktidardaki Yeni Azerbaycan Partisi, Türkiye'den gelen eleştirileri ülkenin iç işlerine müdahale olarak nitelendirmişti.
Bakü yönetiminin Ankara'dan Saral'ın görevden alınmasını istediği öne sürülmüş, Saral da 25 Ekim'de gazeteci Talat Atilla'ya görevinden ayrıldığını doğrulamıştı.
Saral, görevden ayrılmasının Azerbaycan'la ilgili açıklamalarından kaynaklanıp kaynaklanmadığı sorusuna "Evet, öyle görünüyor" cevabını vermişti.
31 TÜRK VATANDAŞINA GİRİŞ YASAĞI, TÜRKİYE'DE GÖZALTILAR
Başörtüsü krizi yalnızca Saral'ın görevden ayrılmasıyla sınırlı kalmadı. Azerbaycan yönetimi, 21 Ekim'de aralarında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ve gazeteci-yazar Yusuf Kaplan'ın da bulunduğu 31 Türk vatandaşını istenmeyen kişi ilan ederek ülkeye girişlerini yasakladı.
Bakü yönetimi, karara gerekçe olarak Azerbaycan'ın egemenliğine, ulusal güvenliğine ve anayasal düzenine yönelik açıklamaları gösterdi.
Gerilim, Türkiye'de başlatılan adli işlemlerle yeni bir boyut kazandı. Azerbaycan'daki başörtüsü kısıtlamalarını eleştiren Köklü Değişim Medya İstanbul Temsilcisi Muhammed Emin Yıldırım, 26 Ekim'de gözaltına alındı. Yıldırım, "yabancı devlet büyüğüne hakaret" suçlamasıyla ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldı.
Kuruluşun Hatay Temsilcisi Ahmet Sapa da 27 Ekim'de gözaltına alınırken, Ankara'da iki kişi hakkında daha adli işlem yapıldı.
Böylece Bakü yönetiminin başörtüsü politikasını eleştiren isimlere yönelik Türkiye'de de soruşturmalar yürütülmesi tartışma konusu oldu.










