Avrupa Birliği'nin otomotiv sanayisini korumak amacıyla hazırladığı yeni düzenlemelerde Fransa ve Almanya arasında uzlaşma sağlandı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 16 Ekim'de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Avrupa otomotiv sektörünün geleceğini güvence altına almak için Almanya ile ortak bir yaklaşım üzerinde anlaştıklarını duyurdu.
Paris ve Berlin arasındaki mutabakat, otomobillerin karbon emisyonlarına ilişkin kurallarda esneklik sağlanması karşılığında, Avrupa'da üretilen araçlara ve parçalara yönelik teşviklerin güçlendirilmesini öngörüyor.
Ancak anlaşmanın Türkiye gibi Avrupa otomotiv üretim zincirinin önemli parçası olan AB dışındaki ülkeleri nasıl etkileyeceği tartışma yarattı. İngiltere'nin belirli koşullarla yeni sistemin kapsamına alınmasına yönelik uzlaşmaya karşılık Türkiye, Fas, Japonya ve Güney Kore'nin aynı özel kapsamda yer almaması dikkat çekti.
MACRON: GELECEĞİN ELEKTRİKLİ OTOMOBİLLERİNİ AVRUPA'DA ÜRETECEĞİZ
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Almanya ile varılan anlaşmayı X hesabından duyurarak Avrupa'nın otomotiv üretiminde kendi sanayisini güçlendireceğini belirtti.
Macron, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Almanya ile Avrupa otomotiv sektörünün geleceğini güvence altına almak için bir anlaşmaya vardık.
Hedefimiz açık: İklim hedeflerimizi ve Avrupa'daki üretimimizi korurken otomotiv sanayimizin dönüşümünü başarıyla gerçekleştirmek.”
Avrupa'nın karbon salımını önemli ölçüde azaltma hedefinden vazgeçmediğini belirten Macron, geleceğin elektrikli otomobillerinin Fransa'da ve Avrupa'da üretilmesini istediklerini vurguladı.
Macron, bu yaklaşımı “Avrupa tercihi” olarak nitelendirerek şöyle devam etti:
“Avrupa, iklimi korurken ve istihdamını sürdürürken yenilik yapan, yatırım yapan ve üreten bir kıta olmalıdır.”
Fransa Cumhurbaşkanı, Almanya ile yakalanan uzlaşmanın diğer AB ülkelerinin de katılımıyla kısa sürede ortak bir karara dönüşmesini hedeflediklerini açıkladı.
İNGİLTERE'YE KAPI AÇILDI, TÜRKİYE AYNI KAPSAMA ALINMADI
Fransa ve Almanya arasında varılan uzlaşmanın önemli başlıklarından biri, “Made in Europe” olarak bilinen Avrupa'da üretim önceliğinin kapsamı oldu. Düzenleme, belirli kamu destekleri ve teşviklerden yararlanacak araçların üretiminde Avrupa kaynaklı parça ve bileşenlerin kullanılmasını teşvik etmeyi amaçlıyor.
Anlaşma kapsamında İngiltere'nin, karşılıklılık ve AB kurallarıyla uyum gibi koşulları yerine getirmesi hâlinde Avrupa üretim ekosistemine dahil edilmesine yönelik bir yol açıldı. Buna karşılık Türkiye, Fas, Japonya ve Güney Kore için benzer bir ayrıcalık öngörülmedi.
Fransa ve Almanya'nın uzlaşması henüz Avrupa Birliği'nin bütün kurumları tarafından kabul edilmiş nihai bir düzenleme niteliği taşımıyor. Ancak iki ülkenin AB otomotiv politikalarındaki belirleyici ağırlığı, ortaya çıkan çerçevenin Türkiye açısından önemini artırıyor.
SİNAN ÜLGEN: OTOMOTİVDE DIŞLANDIK, YATIRIM İÇİN DE KÖTÜ HABER
Eski diplomat ve uluslararası ilişkiler uzmanı Sinan Ülgen, Macron'un açıklamasının ardından yaptığı değerlendirmede Türkiye'nin yeni Avrupa otomotiv politikasının dışında bırakılmasına tepki gösterdi.
Ülgen, gelişmenin yalnızca Türkiye'den Avrupa'ya yapılan otomobil ihracatını değil, gelecekte Türkiye'ye yönelmesi beklenen otomotiv yatırımlarını da olumsuz etkileyebileceğini belirtti.
Ülgen, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Otomotivde dışlandık. Sadece ihracat için değil, yatırım için de kötü haber. Diğer sektörlerde -çimento, demir çelik, kimyasallar- aynı tehlike mevcut.”
Ülgen'in değerlendirmesi, AB'nin üretim önceliği yaklaşımının otomotiv dışında enerji yoğun sanayi kollarına da yayılması hâlinde Türkiye açısından yeni ticaret ve yatırım sorunları doğabileceğine işaret etti.
HAKAN DOĞU: TÜRKİYE VE FAS'TAKİ ÜRETİCİLER CİDDİ ETKİLENEBİLİR
Renault Türkiye'nin eski CEO'su Hakan Doğu da Fransa-Almanya anlaşmasını Türkiye'deki otomotiv üretimi açısından değerlendirdi.
Doğu, “Made in Europe” girişiminin açıklanan çerçevesinde Türkiye, Fas, Japonya ve Güney Kore'nin kapsam dışında kaldığını belirterek İngiltere için ise koşullu bir istisna öngörüldüğünü söyledi.
Doğu, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye, Fas, Japonya ve Kore, Made-in-Europe girişimine dahil değil gibi görünüyor (BK, bazı şartlarla dahil). Başkan Macron yukarıdaki ülkeleri belirtmiyor, ancak AB'nin iki patronu anlaştığına göre, halihazırda önerilenden farklı kararlar beklememeliyiz.”
Türkiye'de ve Fas'ta faaliyet gösteren otomobil üreticilerinin olası düzenlemeden doğrudan etkilenebileceğine dikkat çeken Doğu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu olursa, Türkiye'de ve Fas'ta faaliyet gösteren otomobil üreticileri ve tedarikçileri üzerinde ciddi etkiler olabilir. Bu kararın küresel ölçekte çok ciddi jeopolitik etkileri ve AB'nin imajı üzerinde muhtemelen büyük sonuçları olacak.”
TÜRKİYE'NİN GÜMRÜK BİRLİĞİ AVANTAJI TARTIŞMA KONUSU
Türkiye'nin yeni düzenleme açısından durumu, Avrupa Birliği ile uzun yıllardır devam eden Gümrük Birliği ilişkisi nedeniyle ayrıca önem taşıyor. Türkiye'de otomobil üreten Avrupa merkezli şirketler ve bunların tedarikçileri, üretimlerini büyük ölçüde Avrupa pazarıyla bütünleşmiş bir sanayi yapısı içinde gerçekleştiriyor.
Ancak “Made in Europe” uygulamasında Avrupa menşeli parçaların kabul edilmesi ile otomobilin Avrupa'da monte edilmiş sayılması arasında farklı koşullar bulunuyor.
İktisadi Kalkınma Vakfının (İKV) daha önce yaptığı değerlendirmeye göre, AB'nin Sanayi Hızlandırma Yasası taslağında Türkiye'de üretilen bazı otomotiv parçaları Gümrük Birliği nedeniyle Avrupa menşeli kabul edilebilse de Türkiye'de monte edilen araçlar otomatik olarak AB'de monte edilmiş sayılmıyor.
Bu ayrım, Türkiye'deki otomobil fabrikalarının Avrupa pazarındaki teşvikli satışlar ve yeni model yatırımları açısından farklı koşullarla karşılaşması riskini gündeme getiriyor.
TİCARET BAKANLIĞI TÜRKİYE'NİN KAPSAMA ALINMASINI İSTEMİŞTİ
Türkiye, Avrupa Birliği'nin “Made in EU” hazırlıklarını aylardır yakından izliyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 16 Temmuz'da Brüksel'de Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) temsilcileriyle yaptığı görüşmenin ardından Türkiye'nin düzenlemeye tam ve koşulsuz dahil edilmesi gerektiğini açıklamıştı. Bolat, Avrupa merkezli otomobil üreticilerinin Türkiye'deki yatırımlarının, Gümrük Birliği temelinde gelişen sanayi entegrasyonunun somut göstergesi olduğunu vurgulamıştı.
Ticaret Bakanlığı, Avrupa otomotiv sektörü temsilcilerinin Türkiye'nin kapsama alınmasına destek vermesinden memnuniyet duyulduğunu bildirmişti.
Öte yandan Toyota da 16 Ekim tarihli açıklamasında Türkiye, İngiltere ve Japonya gibi güvenilir üretim ortaklarının Avrupa otomotiv sanayisiyle birlikte değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
ANLAŞMADA 2035 EMİSYON HEDEFLERİ DE ESNETİLDİ
Fransa ve Almanya'nın uzlaşması, otomotiv sektöründe 2035 yılı için öngörülen karbon emisyonu kurallarını da kapsıyor. İki ülkenin vardığı anlaşmaya göre otomobil üreticilerinin 2035'e kadar karbondioksit emisyonlarını 2021 seviyesine kıyasla yüzde 90 azaltmaları hedefleniyor. Bunun karşılığında Avrupa üretimine yönelik teşvik ve yerli içerik koşullarının güçlendirilmesi öngörülüyor.
Fransa, Avrupa'da üretimi koruyacak daha katı kuralları savunurken Almanya, özellikle içten yanmalı motorlu ve hibrit araçların geleceği açısından esneklik talep ediyordu.
Uzlaşmanın AB genelinde yürürlüğe girmesi için diğer üye devletler ve Avrupa Parlamentosuyla müzakerelerin tamamlanması gerekiyor.
Türkiye açısından ise belirleyici konu, yeni Avrupa otomotiv politikasının nihai metninde Gümrük Birliği kapsamındaki üretimin, araçların ve otomotiv parçalarının hangi şartlarla değerlendirileceği olacak.




















