ABD ile İran arasındaki çatışmaların yeniden başlaması ve Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin büyük ölçüde durması, petrol piyasasında arz sıkışıklığı korkusunu yeniden gündeme taşıdı.
Financial Times’ın analizine göre, savaşın ilk aylarında küresel ekonominin daha ağır bir enerji krizine sürüklenmesini engelleyen petrol stokları önemli ölçüde azaldı. Piyasa oyuncuları, boğazdaki kesintinin aylarca sürmesi durumunda kaybolan arzın hangi kaynaklardan karşılanacağının belirsiz olduğuna dikkat çekiyor.
Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin taşındığı Hürmüz Boğazı, Washington ile Tahran arasında sağlanan geçici ateşkes döneminde kısa süreliğine yeniden yoğun sevkiyata açılmıştı. Ancak ateşkesin bozulmasıyla birlikte gemi trafiği yeniden büyük ölçüde durdu.
400 MİLYON VARİLLİK ACİL STOKUN DÖRTTE ÜÇÜ PİYASAYA VERİLDİ
Uluslararası Enerji Ajansı, üye ülkelerin mart ayında açıkladığı 400 milyon varillik acil petrol rezervi programının yaklaşık dörtte üçünün piyasaya sürüldüğünü bildirdi.
Bu durum, planlanan acil stok desteğinin yalnızca birkaç hafta daha devam edebileceği anlamına geliyor.
Financial Times’a konuşan bir petrol tüccarı, savaşın ilk döneminde kullanılan bütün tamponların büyük ölçüde tüketildiğini belirterek, piyasanın yeni bir uzun süreli arz kesintisine eskisine kıyasla çok daha hazırlıksız olduğunu söyledi.
Energy Aspects Piyasa İstihbaratı Direktörü Amrita Sen de savaş öncesinde, devletlerin stratejik rezervleri dışında küresel piyasada yaklaşık 400 milyon varillik fazla ticari stok bulunduğunu hatırlattı.
Sen, bu stokların bugün yok denecek kadar azaldığını belirterek, piyasanın Hürmüz Boğazı’ndaki akışın süreceğine ilişkin iyimserliğinin ciddi biçimde sınandığını ifade etti.
BRENT PETROL BİR HAFTADA YÜZDE 11 YÜKSELDİ
Ateşkesin ilk açıklanmasının ardından varil başına yaklaşık 100 dolardan 70 doların biraz üzerine kadar gerileyen Brent petrol, çatışmaların yeniden başlamasıyla sert biçimde yükseldi.
Brent petrolün fiyatı salı günü 87 doların üzerine çıkarak son bir ayın en yüksek seviyesini gördü. Çarşamba günü yaklaşık 84,50 dolardan işlem gören Brent, haftalık bazda yüzde 11 değer kazandı.
Sektör temsilcileri, boğazın önceki dört aylık kapanma döneminde uygulanan önlemlerin yeniden aynı ölçekte devreye alınmasının zor olabileceği görüşünde.
Batılı ülkeler savaşın ilk döneminde rekor miktarda stratejik rezervi piyasaya sürerken Çin, petrol ithalatını yaklaşık yarı yarıya azaltmış ve kamu destekli şirketlerin stoklardan yakıt çekmesini istemişti.
Beyaz Saray da fiyatların kontrolden çıkması halinde vadeli petrol piyasalarına müdahale edilebileceğinin sinyalini vermişti.
Bu önlemler sayesinde Brent petrol, Uluslararası Enerji Ajansının “tarihin en büyük arz kesintisi” olarak tanımladığı dönemde bile nisanda 126 dolarla sınırlı kalmıştı.
MOTORİN VE BENZİNDE ARZ SIKIŞIKLIĞI
Ham petrol piyasasındaki riskin yanı sıra benzin, motorin ve jet yakıtı gibi rafine ürünlerin arzında da ciddi sıkışıklık yaşanıyor.
Savaşın başlamasından bu yana benzin ve motorin fiyatlarının ham petrolden daha hızlı yükseldiği, petrol fiyatları gerilediğinde ise pompaya yansımanın daha yavaş gerçekleştiği belirtiliyor.
Avrupa’daki toptan motorin vadeli işlemleri yalnızca bu hafta yüzde 14 yükseldi.
Motorin piyasasındaki gerilimin bir diğer nedeni de dünyanın en büyük ikinci motorin ihracatçısı konumundaki Rusya’da yaşanan üretim kayıpları oldu. Ukrayna’nın uzun menzilli insansız hava araçlarıyla Rus rafinerilerine düzenlediği saldırılar, işleme kapasitesini ve ihracatı azalttı.
Batılı ülkeler, Ukrayna savaşının ardından Rus petrol ürünlerini büyük ölçüde bırakmıştı. Ancak Rus motorini almaya devam eden Türkiye ve Brezilya gibi ülkelerin de alternatif kaynaklara yönelmesi, sınırlı arz üzerindeki rekabeti artırıyor.
JET YAKITI RİSKİ ŞİMDİLİK KONTROL ALTINDA
Kuveyt gibi Körfez ülkelerinin önemli jet yakıtı tedarikçileri arasında bulunması, havacılık sektöründe de arz krizi yaşanabileceği endişesini doğurdu.
Ancak Financial Times’a göre rafinerilerin üretimi jet yakıtına göre yeniden düzenlemesi ve havayolu şirketlerinin kârlılığı düşük bazı seferleri azaltması sayesinde geniş çaplı bir yakıt sıkıntısı şimdilik ortaya çıkmadı.
Buna karşın yaz dönemindeki yoğun talep nedeniyle stokların daha da azalması ve kış tatili dönemine kadar yeniden doldurulmasının zorlaşması bekleniyor.
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre küresel petrol stokları haziranda sınırlı miktarda yükseldi. Ancak bu artış, önceki üç ayda yaşanan büyük stok kayıplarını telafi etmekten uzak kaldı.
ATEŞKES SONRASINDA KÖRFEZ’DEN SEVKİYAT HIZLANMIŞTI
Ateşkesin ardından petrol fiyatlarında görülen düşüşün nedenlerinden biri de Körfez ülkelerinin depolarını hızla boşaltması olmuştu.
Bölge ülkeleri, üretimi yeniden artırabilmek için dolu depolama tesislerinde yer açmaya çalışmış, bu nedenle milyonlarca varil petrolü kısa sürede Hürmüz Boğazı üzerinden piyasaya sevk etmişti.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin kamu petrol şirketi ADNOC’un tek başına ihale yoluyla 84 milyon varil sattığı belirtildi. Şirket, Körfez’e girmekte tereddüt eden büyük tankerleri karşılamak için boğazda bir tür mekik sistemi kurmuştu.
Ancak ADNOC’un denizcilik birimi, her biri yaklaşık 2 milyon varil taşıyabilen iki süper tankerin salı sabahı boğazdan geçerken İran tarafından hedef alındığını açıkladı. Saldırıda en az bir denizcinin hayatını kaybettiği bildirildi.
IRAK VE KUVEYT’İN İHRACATI BÜYÜK ÖLÇÜDE KESİLDİ
Körfez üreticileri petrolün bir kısmını alternatif güzergâhlara yönlendirebiliyor ancak bütün ülkeler aynı imkâna sahip değil.
Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyısındaki limanlarından yaptığı petrol ihracatı günlük yaklaşık 5 milyon varile yükseldi. Ülke, savaş öncesinde Hürmüz Boğazı üzerinden günde yaklaşık 7 milyon varil petrol gönderiyordu.
Buna karşılık Irak ve Kuveyt’in ihracatı Hürmüz Boğazı’na büyük ölçüde bağımlı olduğu için sevkiyatları neredeyse tamamen kesilmiş durumda.
Natixis Bank Kıdemli Emtia Analisti Joel Hancock, piyasaların boğazdaki petrol akışının giderek normale döneceği yönünde iyimser bir senaryoyu fiyatladığını ancak çatışmaların yeniden başlamasıyla bu ihtimalin ortadan kalktığını belirtti.
Hancock’a göre akışın yeniden güvenli biçimde sağlanması için yeni bir diplomasi turuna ihtiyaç duyulacak.
KIZILDENİZ’DE HUSİ RİSKİ BÜYÜYOR
Petrol tüccarlarının yakından izlediği bir diğer bölge ise Kızıldeniz.
Yemen’deki Husilerin, Sana Uluslararası Havalimanı’na düzenlenen saldırının ardından Suudi Arabistan’ı hedef alması, bölgedeki deniz taşımacılığının yeniden aksayabileceği endişesini artırdı.
İran destekli Husiler, 2023’ün sonlarından itibaren bir yılı aşkın süre boyunca Kızıldeniz’deki ticari gemi trafiğini büyük ölçüde durdurmuştu.
Husilerin saldırılarını yeniden genişletmesi durumunda, Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı dışındaki tek büyük petrol çıkış noktası olan Yanbu Limanı’nın güneyden erişimi de risk altına girebilir.
Böyle bir senaryoda hem Hürmüz Boğazı hem de Kızıldeniz güzergâhlarının aynı anda baskı altında kalması, dünya petrol piyasasındaki arz krizini daha da derinleştirebilir.
Financial Times’ın analizine göre petrol piyasası, önceki Hürmüz kesintisini stratejik rezervler, ticari stoklar ve talep azaltıcı önlemlerle atlatmayı başardı. Ancak stok tamponlarının önemli ölçüde tükenmesi, yeni ve uzun süreli bir kapanmanın petrol, akaryakıt ve taşımacılık maliyetlerinde çok daha sert artışlara yol açabileceği anlamına geliyor.




















