Akdeniz suları, 31 Mayıs 2010 tarihinde yaşanan ve Türkiye-İsrail ilişkilerinde derin yaralar açan Mavi Marmara katliamının hayaletiyle yeniden çalkalanıyor. Gazze Şeridi'ne uygulanan insanlık dışı ablukayı kırmak için Türkiye'den yola çıkan 50'yi aşkın tekne ve 400'den fazla aktivisti taşıyan "Küresel Sumud (Direniş) Filosu", İsrail'in hedef tahtasına oturtuldu.
İsrail güvenlik bürokrasisi, organizasyonun içinde 2010'daki filoyu da organize eden İHH'nın bulunmasını bahane ederek, tıpkı 16 yıl önce olduğu gibi açık denizde büyük bir provokasyona hazırlanıyor.

Sumud filosundan canlı yayın görüntüsü
Netanyahu'nun, filoya yapılacak müdahaleyi planlamak üzere acil bir güvenlik toplantısı düzenleyeceğini belirterek mahkemeden kaçması, İsrail içinde ve uluslararası kamuoyunda "yargıdan kaçmak için krizleri kullanıyor" eleştirilerini yeniden alevlendirdi.
İSRAİL MÜDAHALE ETTİ
Filodan gelen son haberlere göre teknelerinin etrafında savaş gemileri ve botlar göründü.
12 TEKNE ELE GEÇİRİLDİ
Zio Faster, Holy blue, Furleto, Kyriakos, Amanda, Blue toys, Barbaris, Isobella, Jandabar, Josef ve Tenaz isimli teknelere İsrail askerleri tarafından müdahale edildi.

12 TEKNE İÇERİSİNDE 28 TÜRK AKTİVİST BULUNUYOR
Müdahale edilen teknelerde 28 Türk aktivistin bulunduğu öğrenildi.
“Cactus” teknesinde Fatma Zengin, Bilali Yıldırım ve Sibel Dugan’ın; “Sadabad” teknesinde Zeynel Abidin Özkan, Yasin Yalçın, Validin Asaf, Tunç Yılmaz, Mustafa Şimşek, Mustafa Guzyaka, Muhammed Ensar Aslan ve Emrullah Demir’in; “Amanda” teknesinde Arif Yılmaz, Erol Büyük, Hüseyin Kılıç, Mehmet Harput, Mehmet Sait İspir, Orhan Kara ve Rahim Mercan’ın; “Barbaros” teknesinde ise Abdulmecid Bağçivan, Muhammed Huzeyfe Küçükaytekin ve Sinan Akılotu’nun yer aldığı belirtildi.

23 TEKNE İLE İRTİBAT KOPTU
Ayrıca 23 teknenin askeri botlarla yakından taciz edildiği ve teknelerle bağlantının koptuğu ifade edildi.
Tekneler şu an Gazze kıyılarına 250 mil uzaklıkta seyrediyor.

TÜRKİYE'DEN 96 AKTİVİST KATILDI
Filoda toplam 54 teknenin yer aldığı, farklı ülkelerden 426 aktivistin konvoya katıldığı bildirildi. Katılımcılar arasında Türkiye’den 96 kişinin bulunduğu belirtildi.
Organizasyona toplam 39 farklı ülkeden aktivistin katıldığı kaydedildi. Filoda Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin, Avustralya, Avusturya, Bahreyn, Belçika, Brezilya, Cezayir, Endonezya, Fas, Finlandiya, Fransa, Güney Afrika, Hırvatistan, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İtalya, İsviçre, Kanada, Libya, Malezya, Meksika, Mısır, Moritanya, Norveç, Pakistan, Polonya, Romanya, Slovakya, Sri Lanka, Şili, Tunus, Türkiye, Umman, Vietnam ve Yeni Zelanda’dan katılımcılar yer alıyor.
ULUSLARARASI SULARDA "YÜZER GÖZALTI HÜCRELİ" OPERASYON HAZIRLIĞI
İsrail basınına yansıyan bilgilere göre, hava koşulları nedeniyle Antalya açıklarında demirledikten sonra yeniden uluslararası sulara açılan 54 tekne ve 426 aktiviste müdahale için İsrail ordusu alarm durumunda. Maariv gazetesinin haberine göre, Şayet 13 Deniz Komando Birliği'ne ait botlar, hücumbotlar ve bir çıkarma gemisi filoyu durdurmak için denize açıldı.
İsrail'in, aktivistleri tutuklamak için denizin ortasında özel bir "yüzer gözaltı hücresi" inşa ettiği bildirildi. Yedioth Ahronot gazetesine konuşan askeri yetkililer ise, ordunun uluslararası sularda gerçekleştirmesi beklenen bu müdahalede "soğuk silahlar" kullanabileceği tehdidinde bulundu.
2010 MAVİ MARMARA ENDİŞESİ
İsrail basınının aktardığına göre, organizasyonun içinde 2010 yılında Mavi Marmara filosunu organize eden İHH'nın da bulunmasını bahane etmeye hazırlanan İsrail güvenlik bürokrasisinin büyük bir provokasyona imza atmasından endişeleniyor. İsrail tarafı, aktivistlerin uyarılara uymaması halinde Mavi Marmara olayında olduğu gibi silah kullanabilecekleri değerlendiriliyor. İsrail güvenlik güçleri, olayın dünyadaki yansımalarını kontrol edebilmek adına operasyonun iletişimini ordu sözcülüğünden alarak doğrudan İsrail Dışişleri Bakanlığı'na devretti.
"NETANYAHU KENDİNİ KURTARMAYA ÇALIŞIYOR"
Uluslararası hukukun hiçe sayılarak açık denizde sivil gemilere yapılması planlanan bu müdahale, Netanyahu'nun siyasi manevralarıyla birleşince büyük tepki topladı.
Nisan 2026 ve Ağustos 2025 tarihlerinde de benzer yardım filolarına uluslararası sularda hukuk dışı müdahalelerde bulunan İsrail yönetiminin, bu operasyonları iç siyasette bir araç olarak kullandığı iddia ediliyor. Muhalifler, Netanyahu'nun yıllardır yargılandığı rüşvet ve yolsuzluk davasını erteletmek için filoyu bir bahane olarak kullandığını ve kendi özgürlüğü için bölgedeki tansiyonu bilerek yüksek tuttuğunu vurguluyor.
MAVİ MARMARA’DA NE OLMUŞTU?
İsrail’in olası müdahale hazırlığı, 31 Mayıs 2010’da yaşanan Mavi Marmara saldırısını yeniden gündeme getirdi. Gazze’ye uygulanan ablukayı kırmak ve bölgeye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan uluslararası filoya, İsrail donanması uluslararası sularda müdahale etmişti. Filonun en büyük gemisi olan Mavi Marmara’ya sabaha karşı helikopterler ve botlarla çıkan İsrail askerleri, gemideki sivillere silahlı müdahalede bulunmuştu.
Saldırıda 9 aktivist hayatını kaybetmiş, ağır yaralanan Uğur Süleyman Söylemez’in yıllar sonra yaşamını yitirmesiyle can kaybı 10’a yükselmişti. Çok sayıda aktivistin yaralandığı baskın, Türkiye ile İsrail arasında yıllarca süren diplomatik krizin fitilini ateşlemişti.




















