Bloomberg News'in derlediği son dakika analizine göre, ABD'nin İsrail ile birlikte İran'a karşı yürüttüğü topyekûn savaşta Washington yönetiminin çıkış stratejisi büyük bir muammaya dönüştü. ABD Başkanı Donald Trump, bugün yaptığı birbiriyle taban tabana zıt açıklamalarla hem askeri hem de ekonomik çevrelerde kafa karışıklığı yarattı.
"HEDEFLERE ULAŞTIK, SAVAŞI BİTİREBİLİRİZ" ÇIKIŞI
Cuma günü sosyal medya hesabından bir mesaj paylaşan Trump, Orta Doğu'daki "harika askeri çabalarını yavaşlatmayı/sonlandırmayı (winding down)" düşündüklerini ve hedeflerine ulaşmaya çok yakın olduklarını duyurdu.
Trump, başarıldığını iddia ettiği bu hedefleri; İran'ın füze kapasitesinin "tamamen çökertilmesi", savunma sanayi altyapısının "yok edilmesi", donanma ve hava kuvvetlerinin ortadan kaldırılması ve Tahran'ın "nükleer kapasiteye" ulaşmasının ebediyen engellenmesi olarak sıraladı.
Ancak Batılı istihbarat değerlendirmeleri ve Bloomberg'e konuşan kaynaklar, haftalardır süren bombardımana rağmen İran rejiminin çökmenin eşiğinde olmadığını, aksine kalan şahin isimlerin etrafında daha da kenetlendiğini belirtiyor.
SADECE BİR SAAT ÖNCE "ATEŞKES YOK" DEMİŞTİ
Trump'ın "savaşı bitirme" sinyali verdiği sosyal medya mesajından sadece bir saati aşkın bir süre önce Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamalar ise tamamen farklı bir tablo çiziyordu.
Trump, ateşkes fikrini kesin bir dille reddederek, "Ateşkes yapmak istemiyorum. Karşı tarafı kelimenin tam anlamıyla yok ederken (obliterating) ateşkes yapmazsınız" ifadelerini kullandı. Bu durum, Trump'ın savaşın hedefleri ve planları konusunda "son derece çelişkili sinyaller" gönderdiğinin en net kanıtı olarak yorumlandı.
HÜRMÜZ RESTİ: "KULLANAN ÜLKELER KORUSUN, BİZ DEĞİL"
Küresel petrol ve doğalgaz akışının beşte birinin geçtiği ve çatışmaların başından beri fiilen kapalı olan Hürmüz Boğazı konusu da Trump'ın gündemindeydi. Müttefiklerini boğazı güvence altına alma çabalarına katılmadıkları (özellikle NATO ve Çin) için eleştiren Başkan, sorumluluğu diğer ülkelere attı:
"Hürmüz Boğazı, onu kullanan diğer uluslar tarafından gerektiği gibi korunmalı ve denetlenmelidir. Amerika Birleşik Devletleri değil! İstenirse bu ülkelere Hürmüz çabalarında yardım edeceğiz, ancak İran tehdidi ortadan kalktığında buna gerek kalmayacaktır."
Ancak uzmanlar, ABD petrol üretiminde rekor kırsa da ham petrol fiyatlarının küresel pazarda belirlendiğini, bu nedenle Hürmüz'deki bir arz şokunun Pekin'den Washington'a kadar tüm tüketicileri vuracağını hatırlatıyor.
EKONOMİK PANİK: İRAN PETROLÜNE "MUAFİYET" TAVİZİ
Savaşın uzaması ve Hürmüz'ün kapalı kalması küresel piyasalarda tam bir sarsıntı yarattı. Cuma günü Brent petrolün varil fiyatı 112 doları aşarak 2022 ortalarından bu yana en yüksek seviyesini gördü (Trump'ın "savaşı bitirme" mesajının ardından 108 dolar civarına gevşedi). Küresel borsalar haftayı yüzde 2'ye yakın düşüşle kapatırken, altın son kırk yılın en kötü haftasını yaşadı.
Fiyatları düşürmek için çaresiz kalan ABD Hazine Bakanlığı ise ilginç bir adım atarak, şu an denizde (tankerlerde) bulunan İran enerjisine yönelik genel bir lisans (yaptırım muafiyeti) yayımladı. 19 Nisan'a kadar geçerli olacak bu izinle, devasa İran varillerinin piyasaya sürülmesi ve fiyatların aşağı çekilmesi hedefleniyor.
KARA HAREKATI RİSKİ VE 200 MİLYAR DOLARLIK BÜTÇE TALEBİ
Piyasalardaki çalkantıyı artıran bir diğer unsur ise Washington'ın kara harekatı seçeneklerini değerlendirmesi oldu. Trump, İran'ın ana petrol ihracat merkezi Hark Adası'na (Kharg Island) yönelik bir kara operasyonu planı olup olmadığı sorusuna kaçamak bir yanıt vererek, "Bir planım olabilir ya da olmayabilir, ama bunu bir muhabire nasıl söyleyebilirim ki?" dedi.
Öte yandan ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) savaşı finanse etmek üzere Kongre'den 200 milyar dolarlık ek bütçe talep etmesi, Trump'ın "savaşı bitiriyoruz" mesajıyla taban tabana zıt, savaşın daha uzun süre devam edeceğine dair bir başka "karışık sinyal" olarak değerlendirildi.




















