Tek Gazetesi - Haber Sitesi - Son Dakika Haberleri

Sayfa Adresi : https://www.tekgazetesi.com/haber-detay/14115_durusmanin-ikinci-gununde-imamoglu-na-abluka-agzim

GÜNDEM

Tümü

Duruşmanın ikinci gününde İmamoğlu’na abluka: Ağzımı da mı bantlayacaksınız?

(9 Saat, 9 Dakika önce) 96 İzlenme 0 Yorum
İBB’ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 107’si tutuklu 402 sanığın yargılandığı davanın ikinci duruşması, dün olduğu gibi gergin başladı. Duruşma sırasında Ekrem İmamoğlu’nun kürsüye ilerlemesini önlemek için jandarma tarafından önüne sandalyelerden bariyer kurulduğu görüldü. Heyet Başkanı gelmeden önce de güvenlik güçleri, İmamoğlu’nu yerine oturtmaya çalıştı. İmamoğlu, bu önlemlere tepki göstererek, "Ağzımı da mı bantlayacaksınız?" dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında açılan davada ikinci gün duruşması bugün görülüyor. Aralarında görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 107’si tutuklu toplam 402 sanığın yargılandığı davada duruşma saat 10.00’da başladı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında açılan davanın ikinci gününde, duruşma salonu yine gergin anlara sahne oldu. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun salona alınmasının ardından, kürsüye yaklaşmasını önlemek amacıyla önüne sandalyelerden bariyer konulması ve çevresine jandarmalardan bariyer oluşturulması tartışma yarattı. Uygulamaya sert tepki gösteren İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında yaşanan sözlü tartışmanın ardından, mahkeme heyeti güvenlik düzenini değiştirerek askerlerin yerini geri çektirdi ve duruşma iddianamenin özetinin okunmasıyla başladı.

İŞTE MAHKEME BAŞKANI İMAMOĞLU ARASINDA YAŞANAN O DİYALOG:

İmamoğlu: (Yaşanan sandalye ve oturma krizi üzerine…) Öyle bir şey yok. Hayır öyle bir şey yok. Öyle bir şey yok. Öyle bir şey yok kabul etmiyorum. Hayır oturmuyorum. Hayır oturmuyorum. Hayır oturmuyorum. Gerginliği siz başlatıyorsunuz. Ben burada hakimlik yapamazmışım. Böyle bir durum olmaz. Kimin önünü kesiyorsunuz siz. Ağzımı da bantla mı kapatacaksın? Ağzımı bantla mı kapatacaksın? Böyle olmaz. Böyle olmaz.

Birinci avukat: Zincir var, zincir!

İkinci avukat: Yahu bu Başkan nerede ya!

Üçüncü avukat: Emir mi aldın, kendin mi karar verdin?

İmamoğlu: Hakim gelecek, ondan sonra… Hakim gelmeden böyle başlatamazsın. Bu nedir; etrafımızda jandarma, önümde, sağımda, solumda! Böyle şey yok! Önümü göremiyorum…

Mahkeme Başkanı (M.B.): Arkadaşlar şöyle bir oturun. Bir oturalım. Bir oturun. Jandarma, arkadaşlar oturun.

İmamoğlu: Hakim Bey, böyle bir şey yok. Size görevden mi korkuyorsunuz?

M.B.: Ekrem Bey, bizim bir şeyden korktuğumuz yok. Bakın, bu kürsüye söz hakkını verdiğimiz kişi gelecek. Yani bu bunun bir usulsüz bir durum yok şu an yani.

İmamoğlu: Böyle başlatamazsınız. Bu nedir etrafınızda jandarma önümde, sağımda, solumda? Böyle şey yok.

M.B.: Neresinde bu usulsüzlük var bunun?

İmamoğlu: Öyle şey yok. Hayır nerede yani şu an? Göremiyorum.

M.B.: Jandarma arkadaşlar, şöyle bir oturun. Bir oturalım. Bir oturun. Arkadaşlar oturun.

İmamoğlu: Şuraya görevden mi korkuyorsunuz.

M.B.: Ekrem Bey, bizim bir şeyden korktuğumuz yok. Siz bakın. Bu kürsüye söz hakkını verdiğimiz kişi gelecek. Yani bu bunun bir usulsüz bir durum yok şu an yani.

İmamoğlu: Hayır. Böyle bir şey olmaz. Türk milletini temsil ediyorsunuz. Böyle bir şey olmaz.

M.B.: Ekrem Bey, yerinize geçin. Bakın kenarda oturan sanıklarımız da var. Yani siz neden ısrarla bu konuda bu konuda sorun çıkartıyorsunuz.

Avukat: Direkt önüne sandalye koyuyorlar.

İmamoğlu: Kaldırır mısınız? Böyle şey olmaz.

M.B.: Ekrem Bey, duruşmanın bir düzeni var. Oturun lütfen yerinize. Yerinize lütfen oturun.

İmamoğlu: Dünkü düzen ile bugünkü arasında ne fark var?

M.B.: Çünkü tutum ve davranışlarınız itibariyle, söz hakkı vermediğim halde, bakın söz hakkı vermediğim halde, dün size söz hakkı vermediğim halde, ısrarla gelip bu kürsüye kadar gelip, burada heyete, savcı beye herkese parmak sallayarak… Ben söz hakkı vereceğim zaman vereceğim. Sizin isminize göre söz hakkı vermiyoruz. Bu duruşmanın bir düzeni var, bir sistemi var ona göre verileceği zaman verilecek.

İmamoğlu: ‘Söz vereceğim’ dedin, veremedin. Bunu da unutma, kayda geçti. Benim önümde bir kişinin oturması doğru değil. Ben buradan kalkmamam gerektiğini de bilirim, kalmam gerektiğini de bilirim size bağlı değil.

M.B.: Bu duruşma salonunda her şey bana bağlı.

İmamoğlu: Burada benim hakkım var, her şey sana bağlı değil.

M.B.: Ekrem Bey, lütfen yerinize oturun. Lütfen yerinize oturun.

İmamoğlu: Koridordan asker kalkacak, ben de burada oturacağım.

M.B.: Lütfen bir yerinize oturun.

İmamoğlu: Hayır, asker kalkacak ben yerime oturacağım.

Avukat sesi: Talep var, avukatların talebi var.

M.B.: Talep almıyorum şu an. Duruşma düzeni sağlayamadım. Herhangi bir talep almıyorum. Lütfen sanıklar yerlerine otursun. Duruşmanın düzenini mahkeme başkanı belirler. Kanun çok açık. Ben böyle bir düzen belirledim. Burada usule aykırı herhangi bir işlem yok.

Avukatlar: Burada usule aykırı bir işlem var. Lütfen bakın. Dün şiddet gibi hiçbir olay yaşanmadı. Sadece söz tartışması yaşandı.

M.B.: Ekrem Bey, lütfen yerinize oturun. Sanıklar lütfen yerlerinize oturun. Ben duruşma düzenini sağlamadan, sanıklar yerlerini almadan… Bu anlamda kötüyü kullandığımız herhangi bir şey yok avukat bey, yani bu duruşma düzeni bu şekilde belirledik. Yani asker, asker, askerler askerler ben

İmamoğlu: Ağzımıza bakmayacaksınız.

M.B.: Ekrem Bey, ben sizin ağzınıza savunmanızı yaparken bakacağım. Böyle bir şey yok. Sizle sürekli böyle temasta olma durumum söz konusu değil benim.

İmamoğlu: Hakim Bey, burayı şu şekilde yapmanız yüz karasıdır. Yaptığınız Türk yargısı adına yüz karasıdır.

M.B.: O sizin takdiriniz.

İmamoğlu: Bu arkadaşımız buraya niye oturuyor? Niye oturuyor koridora?

M.B: Evet.

İmamoğlu: Benden korkmayın. Ben buraya seni korumaya geldim, seni korumaya!

M.B: Ekrem Bey, gereksiz polemiklere girmeyin. Beni koruyacağınız bir durum yok. Benim sizin korumanıza ihtiyacım yok. Lütfen yerinize oturun. Duruşmanın düzenini sağlayalım. Lütfen oturun yerinize.

İmamoğlu: Neden korkuyorsunuz?

M.B: Bakın, bu şekilde yargılamaya devam edemem. Duruşma bu şekilde yürümez. Lütfen sanıklar yerine otursun. Bizim yargılamaya niyetimiz var. Sizin yüzünüzden dünden beri yargılamaya başlayamıyoruz.

İmamoğlu: Bakın yerimi bile değiştirdiniz, hiç önemli değil. Ama bu askeri koridora koyduğun zaman olmaz. Anlatabiliyor muyum?

M.B: Koridorlarla sizin ne şeyiniz var orada?

İmamoğlu: Allah Allah! Benden ne engeli var o zaman? Beni niye düşünüyorsunuz siz?

M.B: Sizle alakalı bir durum değil güvenlik. Dün çünkü söz hakkı vermediğim halde, söz hakkı vermediğim halde ısrarla kürsüye geldiniz. Söz hakkı vermediğim halde ısrarla kürsüye geldiniz. O sizin taktiriniz, biz bir hata görmüyoruz bunda.

İmamoğlu: Sakin sakin güne başlamak istedik. Burada jandarmayı buraya yığarak boşuna gerginlik yaratıyorsunuz. Kimden talimat aldınız?

M.B.: Biz kimseden talimat almıyoruz. Bu sizin kendi zannınız. Biz kimseden talimat alarak iş yapmıyoruz. Lütfen sanıklar yerine otursun.

İmamoğlu: Yüce Türk yargısını temsil edecekseniz. En az bizim de hakkımızı korumakla yükümlüsünüz.

M.B.: Sanıkların savunmalarını olanaksız bir hale getirmiyorum. Savunma hakkınızı tanıyorum. Burada dört tane jandarmanın oturmasını ne yönden sorun oldu?

İmamoğlu: Ben avukatımın yanına gideceğim belki. Avukatıma sesleneceğim belki orada.

M.B: Burası böyle rahatça gezebileceğiniz, avukatla görüş yapabileceğiniz bir alan değil. Ne bağırıyorsunuz avukatlar yani? Boşuna bağırıyorsunuz. Bu şekilde, bu şekilde devam etmeyin. Yargılamanın düzenini artık iyice bozdunuz. Lütfen CMK 203-204 gerekli hükümlüleri hatırlatıyorum. Gerekli ihtarlarda bulunuyorum.

Avukat: Benim size sorum, her aşamada müdafi yardımdan yararlanabilir sanık.

M.B.: Avukat Bey, bu kadar bağırınca bir şey değişmiyor. Yani bunun bir anlamı yok. Yok ben duyabiliyorum zaten. Ben duyabiliyorum zaten. Ya bu kadar bağırmaya gerek yok. Yani buna gerek yok.

(Ekrem İmamoğlu tepki gösteriyor)

M.B.: Bir saniye söz vermeden sürekli bağırmayın Ekrem Bey. Bu uygulamanın amacı, önceliği vekalettir. Öncelikle bağırmayın, ben de bir kendimi anlatayım. Önceliği vekaletli avukatlarımıza verebilmek amacıylaydı. Dün vekaletli avukatlarımızdan bu yönde şikayetaldık. Hem bu konuda, bakın bu konuda şikayetler geldi bize. Biz daha sonra, bakın Baro Başkanımızla görüştük. Bu uygulamadan bu şekilde döndük.

İmamoğlu: Ben avukatımla nasıl istişare edeceğim? Bak önümde bu duvar var. Avukatımla nasıl görüşeceğim ben? Bir söyler misiniz? Mesela avukatıma, sayın hakim, ben soracağım, diyeceğim ki bu CMK’da hangi kurala göre. Şu an avukatımı göremiyorum. İşaret eder, bir şey yapar gösterir, söyler, gider, konuşur. Ergenekon'da izledim 15-20 duruşma. Bu asker arkadaş buradan kalkarsa, burayı suretle yönetmenin en güzel keyfini yaşarsınız.

M.B.: Söz hakkı vermeden kürsüye bu şekilde dünkü davranışlarınızla devam etmeyeceğinizi taahhüt ederseniz.

İmamoğlu: Siz kapatın dediniz. Siz bu asker arkadaşları kaldırırsanız suretle başlar.

M.B.: Tamam asker arkadaşlar oturalım. (Komutan, aradaki sandalyeyi kaldır.) Geriye alalım, sandalyeyi geriye alalım. (Alkışlar)

DURUŞMADAN ANLIK BİLGİLER

12:24 Ekrem İmamoğlu'nun beyanının ardından mahkeme başkanı duruşmaya 13.30'a kadar ara verdi. Ara bittikten sonra savunmalar başlayacak. İlk savunmayı Aykut Erdoğdu yapacak.

12:03 İmamoğlu konuştu:

"Her satırda ismimin geçtiği bir özeti aktardınız. Türkiye’nin en önemli siyasi davalarından biri başlıyor. Savunma listesi dün paylaşıldı. Burada söz hakkı vermiyorum demeniz elinizde bulunan ceza muhakemesine uymuyor.

Bir iddia makamı var. Bana göre şaibelidir. Bana göre suçludur. 16 milyonun belediye başkanı burada şu an karşınızda. Toplumunun takdirini almışken ben sizi dinlemiyorum demek meşruiyet sorunu yaratır.

Ekrem İmamoğlu’nu dinlemek istemiyorum demek size sorun yaratır. Benim burada 15 dakikalık sunumum sizi rahatlatır. Ben müsaade ederseniz size nasıl buraya geldik anlatmak istiyorum. Benim avukatlarımın seslensin demesi budur. Yoksa cami içinde miting yapanlar gibi miting yapmayacağım. Talebimi aktaracağım.

Meselenin özü siyasidir. Başsavcı gibi görünen siyasinin ‘ahtapotun kolları’ diyerek Ankara’ya nasıl selam çaktığı ortadadır. Seçim iptal etmekle olmuyor, tutuklayarak olur demiş. Siyasi bir karardır bu. ‘Başarılı olursan bakan olursun’ denmiştir

Bu iddianamenin adı iftiranamedir. 15 yıllık belediyeciliklerinde ne yapmışlarsa İmamoğlu’na mal etmişlerdir. Ben 8-9 duruşmaya geldim. Her zaman geldim konuştum. Dün söz hakkı vermediniz. Ben belediye başkanıyım. Ben bir daha ki seçimlerde cumhurbaşkanı adayıyım.

Lütfen burada bu yargılama sürecini bir düzene koyunuz. Ben en son sizi dinleyeceğim diyorsunuz. Ben en son konuşurum. Benim ailemle ilgili şahsımla ilgili mart ayından beri yapılan ahlaksız haberleri o alçak kurumların sayfalarında yayınlanıyor. Cevap vermemiz lazım. O yüzden sizin beni bırakın son ya da başta dinlemeyi arada bile dinlemeniz lazım.

Ara verdikten sonra bu asker arkadaşlarımızı bırakın. Burada saygın bir şekilde duralım. Ben askerimizin bu durumda olmasını kabul edemiyorum. Etrafımız ateş topu yanıyoruz. Savaş tepemizde dönüyor. Bir ejderha var dünyanın her tarafına ateş topları sallıyor. Bir bakıyorsun Güney Amerika’da bir bakıyorsun Ortadoğu’da. Biz de onun kuyruğuna tutunuyoruz. Böyle liderlik anlayışı olmaz. Türkiye’nin tek liderlik anlayışı yurtta sulh cihanda sulh. Mahkemede de sulh.

1 yıldır 12 metrekarede tecrit altındayım. Bu kime yapılmış böyle? Müteahhitlik meraklısı başsavcı görünümlü siyasetçi duruşma salonu yapıyor. 1,5 senede bitmez o duruşma salonu.

El kol hareketiyle bana laf yetiştirmeye çalışan arkadaşı ben muhatap almam. Yassıada’da sen’li ben’li konuşmalar vardı. Burada da böyle olmasın. Benim de bir yanlışım varsa affola. Diyalog olmadan burası yönetilemez. Lütfen ama lütfen bu arkadaşlarımı evlerine yollayın. Ben burada sizinle bu süreci yönetmeye hazırım. Benimle bu şekilde bir süreç yönetin. Bu liste yanlıştır. Çoklu söz alma hakkımı yineliyorum."

11:50 İddianamenin özeti 32 dakika sürdü ve tamamlandı. Sanık savunmaları başlayacak. Ekrem İmamoğlu söz hakkı istedi, mahkeme başkanı talebi kabul etti.

11:05 Mahkeme başkanı, Ekrem İmamoğlu’nun söz hakkı verilmeden kürsüye çıkmayacağını taahhüt etmesini istedi. İmamoğlu mahkeme başkanının isteğini kabul etti. Bunun üzerine mahkeme başkanı askerleri yerinden kaldırdı, kriz çözüldü. Duruşma yoklamanın yapılmasıyla başladı

11:00 Avukatlar, mahkeme başkanının yetkisini kötüye kullandığını söylüyor. İmamoğlu, mahkeme başkanına “Bu yaptığınız yüz karasıdır. Alnınıza yapıştı. Boşuna gerginlik yaratıyorsunuz. Kimden talimat alıyorsunuz” diyerek tepki gösterdi.

10:55 Gerginlik sürüyor. Hiçbir tutuklu yerine oturmuyor. İmamoğlu, mahkeme başkanının oturun talimatına uymadı, ve “Dünkü düzen ile bugün arasında ne fark var” dedi. Mahkeme başkanı “Söz hakkı vermediğim halde konuştunuz. Bu duruşma salonunda her şey bana bağlı. Yerinize oturun” dedi. İmamoğlu, “Buradan asker kalkacak yerime oturacağım” dedi. Başkan duruşma düzeni sağlanana kadar talep almayacağını söyledi.

"AĞZIMI DA MI BANTLAYACAKSINIZ?"

10:55 Ekrem İmamoğlu'na kürsü önlemi... Heyet Başkanı gelmeden jandarma, Ekrem İmamoğlu'nu yerine oturtmaya çalıştı. İmamoğlu’nun kürsüye ilerlemesini önlemek için önüne sandalyelerden bariyer kurulduğu görüldü. İmamoğlu, “Ağzımı da mı bantlayacaksınız? Ben oturmayacağım ayakta kalacağım" dedi. Salona döndü, "Ben ayaktayım" diye bağırdı. Tutuklu sanıklar da ayağa kalktı.

10:45 Ekrem İmamoğlu duruşma salonuna getirildi. İmamoğlu elinde Millete Emanet kitabıyla seyircileri ve avukatları selamladı. İzleyiciler “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganı attı.

EL SALLAMA GERGİNLİĞİ

10:30 Tutuklu sakınlar duruşma salonuna getirilmeye başladı. Seyircilere selam vermek isteyen sanıklara jandarma engel olmaya çalışıyor. Tutuklular jandarma eşliğinde getirilirken izleyiciler alkışladı. Yerine geçen tutuklular tanıdıklarına el salladı. Bu sırada İmamoğlu'nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan salona girerken avukatlar alkışladılar. Bu sırada Pehlivan el sallayarak karşılık verdi. Jandarma kendisini uyardı selam vermeden oturmasını istedi. Avukatlar yüksek sesle jandarmaya, “Dokunma! Selam vermek ne zaman suç oldu!” diye bağırdı.

10:10 Gerginliğin ardından avukatların duruşma salonuna girişi başladı. Avukatlar kimlik ve vekalet göstermeden duruşma salonunda davayı takip edebilecek

10:00 Saat 10.00'da başlaması gereken duruşmaya sanık avukatları alınmadı. Avukatlar duruşma salonu girişinde güvenlik güçlerini protesto ediyor. Avukatlar "Savunma susmadı, susmayacak" sloganları atıyor

09:40 Duruşma salonuna sanık aileleri ve basın mensupları alınmaya başladı. Avukatlara ise ikinci kez kimlik kontrolü yapılmak isteniyor. Güvenlik güçleri, avukat girişlerini bariyer kurarak engelliyor

09:30 İBB Davası'nda ikinci gün başlıyor. Basın mensupları, avukatlar ve sanık aileleri duruşma salonunun bulunduğu binaya alındı. Davada yargılanan tutuksuz sanıklar ise duruşma salonunda bekletiliyor

İLK GÜN GERGİN GEÇTİ

Davanın ilk gününde Ekrem İmamoğlu ilk kez hâkim karşısına çıktı. İmamoğlu duruşmada söz hakkı talep etti ancak mahkeme heyeti bu talebi kabul etmedi. Bunun üzerine İmamoğlu talebini yineleyince mahkeme heyeti kısa süreliğine duruşma salonundan ayrıldı. Verilen aranın ardından duruşma yeniden başladı.

Duruşma sırasında İmamoğlu’nun avukatları mahkeme heyeti hakkında reddi hâkim talebinde bulundu. Ancak mahkeme heyeti bu talebi reddetti. Ayrıca davanın ayrılması yönündeki tefrik talebi de kabul edilmedi.

“BENİMLE TEK BAŞINIZA MÜCADELE EDİN”

Duruşmanın sonunda salona seslenen Ekrem İmamoğlu, mahkeme heyetine tepki gösterdi. İmamoğlu, “Biraz mertliğiniz varsa bu insanları bırakın. Benimle tek başıma mücadele edin. Ben sizi 4 defa yendim, 5 değil, 7 defa yeneceğim” ifadelerini kullandı.

Mahkeme heyetine yönelik sözlerini sürdüren İmamoğlu, “Yazık ediyorsunuz makamınıza. Söz hakkı vermekten dahi korkuyorsunuz. Size görevinizi hatırlatıyorum. Söz hakkı vermelisiniz, aksi takdirde kaçarak gidersiniz. El işareti yapmayacaksınız” dedi.

DAVA BİR YIL SONRA BAŞLADI

Söz konusu dava, Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart 2025’te gözaltına alınmasının ardından başlatılan soruşturma kapsamında açıldı. Yaklaşık bir yıl sonra hazırlanan iddianamenin kabul edilmesiyle dava 9 Mart’ta görülmeye başlandı.

Bugünkü duruşmada sanıkların savunmalarının alınması ve avukatların taleplerinin değerlendirilmesi bekleniyor.

 


YORUMLAR

Yorum Yaz
Bu habere daha önce yorum yapan olmadı.
Şimdi ilk yorumu sen yaz.!
ARŞİV
GAZETE MANŞETLERİ
KARİKATÜR KÖŞESİ
ANKETLER
Seçili anket bulunmamaktadır
Bu ankete toplam kişi katıldı.