28 Şubat 2026'dan bu yana 2.000'den fazla hedefin vurulduğu "Epik Öfke" operasyonunda savaşın seyri, nükleer tesislerden çıkarak doğrudan İran'ın toprak bütünlüğünü parçalamaya yönelik etnik bir harekata dönüştü.
Dün ABD medyasında yankılanan "CIA, İran'da ayaklanma başlatmak için Kürtleri silahlandırıyor" istihbaratı, bugün savaş uçaklarının hedefleriyle birebir uyuştu. Washington ve Tel Aviv hattı, silahlandırılan grupların sınır ötesine geçebilmesi ve şehirlerde isyan başlatabilmesi için İran devletinin iç güvenlik aygıtını sistemli bir şekilde yok ediyor.
KÜRT ŞEHİRLERİNDE GÜVENLİK KURUMLARI YERLE BİR
Bölgedeki yerel kaynakların (Hengaw ve Rudaw) teyit ettiği bilgilere göre, ABD-İsrail hava harekâtı son 24 saatte tamamen İran'ın batısındaki Kürdistan ve Kirmanşah eyaletlerine yoğunlaştı. Stratejik hedef ise askeri üsler değil, sokakları kontrol eden polis ve milis güçleri.
Sine (Sanandaj): Kürdistan Eyaleti Emniyet Komutanlığı (LEC) karargâhı savaş uçaklarıyla vurularak ağır hasar aldı. Şehirdeki polis karakolları ve rejimin sivil vurucu gücü olan Besic (Basij) direniş üsleri de harabeye çevrildi.
Paveh: Devrim Muhafızları'na (IRGC) bağlı en kritik noktalardan olan Vahdat Üssü füzelerle tamamen imha edildi. Sınır hattındaki karakollar ve lojistik tesisler yok edildi.
Ayrıca Marivan, Kamyaran, İlam, Mahabad, Urmiye ve Piranşahr'da peş peşe patlamalar yaşandığı, polis güçlerinin felç edilmesiyle sivil kayıpların da artmaya başladığı rapor ediliyor. Kürt analistler, bu operasyonu "İran ordusunu körleştirerek içerideki büyük Kürt ayaklanmasına zemin hazırlama harekatı" olarak tanımlıyor.




















