Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasında, Fransa’da öldürülen aşırı sağcı genç Quentin’in ölümü üzerinden diplomatik gerilim yaşandı. Hindistan’a gerçekleştirdiği resmi ziyaret sırasında konuşan Macron, Meloni’nin Fransa’daki olaylara ilişkin değerlendirmelerine sert tepki göstererek, diğer ülkelerin iç meseleleri hakkında yorum yapılmaması gerektiğini ifade etti.
“HERKES KENDİ EVİNDE KALIRSA…”
Macron, Hindistan’daki temasları sırasında yaptığı açıklamada, bazı “milliyetçi” liderlerin başka ülkelerin iç işlerine dair değerlendirmelerde bulunma eğilimini eleştirdi. Fransa Cumhurbaşkanı, “Herkes kendi evinde kalırsa koyunlarına daha iyi bakar” ifadelerini kullanarak, İtalya Başbakanı’na dolaylı bir mesaj verdi.
Meloni, bir gün önce Fransa’da aşırı sağ çevrelerle bağlantılı olduğu belirtilen genç aktivist Quentin’in öldürülmesini “gerçek bir yara” olarak nitelendirmiş; olayın “ideolojik nefret” ve “solcu aşırıcılıkla bağlantılı grupların başıboşluğu” ile ilişkili olduğunu öne sürmüştü. İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de olayı “hepimizi ilgilendiren ciddi bir hadise” olarak tanımlamıştı.
Macron ise yanıtında, Cumhuriyet’te şiddeti meşrulaştıran hareketlere yer olmadığını vurgulayarak, tüm aşırı eğilimlere kendi içlerinde “temizlik yapma” çağrısında bulundu.
SORUŞTURMA SÜRÜYOR
Quentin’in ölümüne ilişkin Lyon’da başlatılan soruşturma devam ediyor. Olay kapsamında aralarında aşırı sol çevrelerle bağlantılı olduğu belirtilen bazı isimlerin de bulunduğu 11 şüpheli gözaltına alındı. İki kişi kasten öldürme suçlamasıyla yargılanıyor.
Ayrıca 2016 yılında Jean-Luc Mélenchon tarafından kurulan La France Insoumise (LFI) partisinin milletvekili Raphaël Arnault’un parlamento asistanının da tutuklu yargılanmak üzere gözaltına alındığı bildirildi.
OLAYIN SİYASİ BOYUTU
Aşırı sağ çevrelerle bağlantılı olduğu belirtilen genç aktivist Quentin’in ölümü kısa sürede siyasi bir tartışmaya dönüştü. Aşırı sağ gruplar olayı “siyasi şiddet” olarak tanımlarken, karşıt görüşteki çevreler bunun bireysel bir kavga ya da yerel bir şiddet vakası olabileceğini savundu. Sosyal medyada hızla yayılan paylaşımlar, olayın bağlamı konusunda ciddi bir kutuplaşma yarattı.
Fransa’da seçim sürecine yaklaşılırken yaşanan bu olay, ülkede siyasi şiddet, radikalleşme ve toplumsal kutuplaşma tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
LFI VE ULUSAL BİRLİK TARTIŞMASI
LFI, Quentin’in bağlı olduğu aşırı sağ partinin yerel yöneticilerini, genç aktivisti bilinçli şekilde kavgaya sürüklemekle ve müdahale etmeyerek olayın büyümesine göz yummakla suçladı. Parti, olayın siyasi manipülasyon unsuru haline getirildiğini öne sürdü.
Sol ve aşırı sol çizgide konumlanan, sosyalist ve sol popülist bir parti olarak tanımlanan LFI; Fransa’da aşırı sağın temsilcisi olarak bilinen Rassemblement National ile birlikte en çok konuşulan siyasi oluşumlar arasında yer alıyor.
Fransız siyaset bilimciler Rémi Lefebvre ve Sébastien Michon’ın analizlerine göre LFI milletvekillerinin ortalama yaşı 43; üyelerin yüzde 58’i erkek, yüzde 17’si beyaz olmayan veya göçmen kökenli ve yüzde 55’i yüksek eğitim seviyesine sahip üst sosyal kategorilerden geliyor.
Ulusal Birlik milletvekillerinin profili ise farklı bir tablo ortaya koyuyor. Ortalama yaşın kırklı yaşların ortalarında olduğu, erkeklerin az farkla çoğunlukta bulunduğu; büyük çoğunluğun beyaz ve göçmen olmayan kökenli olduğu belirtiliyor. Eğitim düzeyi daha heterojen olan partide üniversite mezunlarının azınlıkta olduğu, üyelerin önemli bölümünün iki ya da üç yıllık yükseköğretim diplomasına sahip olduğu ve orta ile alt orta sınıflardan geldikleri ifade ediliyor.



















