Tek Gazetesi - Haber Sitesi - Son Dakika Haberleri

Sayfa Adresi : https://www.tekgazetesi.com/haber-detay/13131_erdogan-dan-terorsuz-turkiye-mesaji-turkiye-bir-yo

GÜNDEM

Tümü

Erdoğan'dan 'Terörsüz Türkiye' mesajı: Türkiye bir yola girmiştir

(53 Dakika önce) 74 İzlenme 0 Yorum
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” sürecine yönelik sabotaj ve algı operasyonlarıyla karşılaşacaklarını belirterek, ''Türkiye bir yola girmiştir ve inşallah bu yol bizi terörün olmadığı, her karışında kardeşliğin ve huzurun egemen olduğu bir menzile götürecektir'' dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin, "86 milyonla birlikte, kendini bu topraklara ait hisseden on milyonları da yanımıza alarak hep beraber yepyeni bir destan yazmaya başlayacağız. Hedefe yaklaştıkça süreci rotasından saptırmaya dönük sabotajların, algı çalışmalarının, medya operasyonlarının, siyaset ve sosyal mühendislik faaliyetlerinin artacağını da şimdiden görebiliyoruz. Terörsüz Türkiye sürecinin başarısı için iktidarımızın da ittifakımızın da devletimizin de kararlılığının tam olduğunun bilinmesini isterim. Türkiye bir yola girmiştir ve inşallah bu yol bizi terörün olmadığı, her karışında kardeşliğin ve huzurun egemen olduğu bir menzile götürecektir" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi'nde "İlim Yayma Ödülleri" törenine katıldı. Erdoğan, törende yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"Temelleri 2017’de atılan, ilki 2019’da düzenlenen ve bu sene dördüncüsü tertiplenen Türkiye’nin akademi ödülleri, İlim Yayma mükafatları vesilesiyle bugün sizlerle bir aradayız. Öncelikle İstanbul’un yanı sıra farklı şehirlerimizden ve yurt dışından programımızı teşrif eden tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyorum. Bir ilim meclisi olarak gördüğüm bu önemli merasimde emeği geçen her bir kardeşime canıgönülden teşekkür ediyorum. Sizlerin şahsında, gerek ülkemizde gerekse dünyanın farklı yerlerinde akademik faaliyetler icra eden, emeğini, gayretini, cehdini, alın ve fikir terini ilmi çalışmalara teksif eden tüm hocalarımıza selamlarımı, saygılarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.

Biraz önce üç farklı kategoride ödüllerini takdim ettiğimiz bilim insanlarımızı gönülden tebrik ediyor, her birine Rabbimden daha nice muvaffakiyetler niyaz ediyorum. Tabii büyük ödül sahibi hocamıza 'Daha önce de sizi tanıyordum' dedim. Kendisi de, 'Bu dördüncü ödül alışım' dedi. Bu büyük ödül sahibi olan hocamız aynı zamanda vakıf tarafından 5 milyon ödülle mükâfatlandırıldı. Diğer hocalarımız da ikişer milyon ödülle taltif edildi. Bunlar da bizim için ayrı bir gurur vesilesidir. Hem nitelikli eserleriyle bilim müktesebatımıza katkılar yapan hem de gelecekteki çalışmaların önünü açan ilim erbabımıza şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Cenab-ı Mevla sizlerin bu emeklerinizi hayra vesile kılsın, El-Alim ismi şerifiyle çalışmalarınıza inşallah bereket ihsan eylesin.

NİÇİN BİZİM BİR NOBELİMİZ OLMASIN?

Başvuruları çok titiz bir şekilde değerlendiren sekreteryamıza, Bilim ve Onur Kurulu üyelerimize, teknik uzmanlarımıza, bilimsel hakemlerimize ve vakfımızın mütevelli heyetine aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum. Şunun altını özellikle çizmek durumundayım: İlim Yayma Ödüllerine yönelik teveccüh her programda maşallah katlanarak artıyor. Bu sene üç ayrı dalda, 174’ü üniversiteler olmak üzere 188 kurumdan toplam 1324 başvuruyla yeni bir rekor kırıldı. İlim Yayma Ödüllerinin önümüzdeki yıldan itibaren uluslararası bir hüviyet kazanacağını, bu ilim halkasının sınırlarımızı aşıp dünyanın dört bir yanına ulaşacağını da büyük bir memnuniyetle öğrendim. Niçin bizim bir Nobelimiz olmasın? Bu adımı biz de atarız. Bu cesur ve isabetli adımlarından ötürü İlim Yayma ailemizi kutluyorum.

Şu hususu da ifade etmekte hassaten fayda görüyorum: İlim Yayma Ödüllerinin amacı ilk planda elbette iyi eserleri ve eser sahiplerini takdir ve taltif etmektir. Fakat hayata uyarlanmayan, insana, sahaya, reel olana dokunmayan; doğru ve etkili kullanılmayan bilginin netice vermediği de bilinen bir hakikattir. İlim Yayma Ödüllerimizi işte bu açıdan son derece başarılı bulduğumu belirtmek istiyorum. Geçtiğimiz dönemde ödül alan hocalarımız hem çalışmalarını İlim Yayma ailesinin destekleriyle uygulamaya dönüştürdü hem de bilgi ve tecrübelerini gençlerimizle paylaşma imkânı buldu. Bunun için hocalarımıza ve İlim Yayma camiamıza ayrı ayrı teşekkürlerimi iletiyorum.

ÜLKENİN KALKINMASINI İSTİYORSAK HALKIN İÇİNDE YETİŞEN LİDERLERİ ANLATMAMIZ GEREKİR

Kıymetli dostlar, bazı isimler vardır ki hem tarihte iz bırakırlar hem de yaşadıkları hayatla gençliğe örnek olup istikbale yön verirler. Yetiştirdikleri talebelerle, ellerinden tuttukları gençlerle, ülkenin ve milletin hizmetine sundukları eğitim kurumlarıyla, vakıf ve derneklerle onların amel defterleri yeni sevaplarla süslenmek üzere inşallah hep açık kalır. 2007’de dualarla ebediyete uğurladığımız merhum Sabahattin Zaim hocamız işte bu şahsiyetlerden biridir. Kendisi hem akademik zeminde hem sosyal hayatta gerekli imkânlardan yoksun pek çok gencin yetişmesinde önemli rol oynamıştır. Hocamızın yegane emeli, güzel insan olabilmek; Peygamber Efendimizin ahlakıyla ahlaklanmış güzel insanlar yetiştirebilmekti.

Tek tipçi uygulamaların zirveye çıktığı bir dönemde böyle bir gençliğe duyulan ihtiyacı rahmetli hocamız da hissetmişti. Köklerinden koparılmak istenen bir kuşağın, tarihinden, değerlerinden, inanç ve kültüründen uzaklaştırılmak istenen bir neslin ihyasını her şeyin üstünde ve ötesinde görmüştür. Bir konuşmasında bu hayati ihtiyacı şu sözlerle dile getirmişti: 'Milletler büyük şahsiyetlerle yaşar ve tanınır. Dünyada örnek insanlar vardır. Yeni nesiller bu örnek insanları rehber edinerek doğru yolda yürürler. İslam’ın da gelişmesi Ashab-ı Kiram’ın, o güzel insanların elinde olmuştur. İşte milletimizin zengin tarihi içinde sahip olduğu bu örnek insanları artık milletimize tanıtmanın zamanı gelmiştir. Demokratik rejim içinde ülkenin kalkınmasını istiyorsak halkın içinde yetişen liderleri halka anlatmamız ve yeni nesillere bu örnekleri vermemiz gerekir.'

TEKNOFEST KUŞAĞI GÜBÜR GÜMBÜR GELİYOR

Değerli dostlar, evet; onun derdi de amacı da niyeti de gayesi de işte bu güzel insanları millete tanıtmak, yenilerini ise topluma kazandırmaktı. Davasında ne denli muvaffak olduğunu bugünün Türkiye’sine baktığımızda, yetişmiş ve yetişmekte olan gençliğe baktığımızda, gümbür gümbür gelen TEKNOFEST kuşağına baktığımızda zaten görüyoruz. Onun rahle-i tedrisinden geçen öğrenciler bugün hayata dair hemen her alanda ülkemize aşkla hizmet ediyorlar. Rabbim ondan razı olsun, makamını ali, mekanını inşallah cennet eylesin diyorum. Merhum hocamızın kurucuları arasında yer aldığı İlim Yayma Cemiyetimiz de aynı şekilde bu hedef istikametinde çalışmalarını sürdürüyor. Cemiyetimiz önümüzdeki sene 75 yaşına girecek. Cemiyetten filizlenip büyüyen vakfımız ise dolu dolu geçen 52 yılı geride bıraktı. Millet iradesinin gasbedildiği darbe dönemlerindeki yasak ve baskılara rağmen ilmin ışığını yayma yolculuğunda tam üç çeyrek asır geride kaldı. Millete, ümmete ve insanlığa faydalı işler yapacak bilgili, şuurlu ve vicdanlı nesiller için başlatılan bu hareket hemen her alanda meyvelerini verdi.

Önceliği daima vatanı ve bayrağı olan, millî ve manevi değerlerine sıkı sıkıya sarılan, ahlakı ve birikimiyle ışıl ışıl parlayan on binlerce genç işte bu ocakta yetişti. İmam hatip okullarının kurulması ve yaşatılması noktasında İlim Yayma ailesi her dönemde tarihî bir sorumluluk üstlendi. Birileri bugün bile sayılarını ve başarılarını hazmetmekte zorlansa da İlim Yayma Cemiyetimiz kuruluşundan bu yana 100’ün üzerinde imam hatip okulunu maarif davamıza kazandırmanın kıvancını yaşadı. Eğitim ve yurt hizmetlerinden akademik çalışmalara; kültür, sanat ve spor faaliyetlerinden burs destekleri ve ihtisas programlarına İlim Yayma ailesi çalışmalarına aynı fedakârlıkla, ilk günkü kararlılıkla devam ediyor. Tüm bu çalışmalarda emeği geçen kardeşlerimin, büyüklerimin tamamına bir kez de sizlerin huzurunda teşekkür ediyorum. Bu müstesna kurumun davasına omuz veren, kutlu yürüyüşüne ortak olan, bu milletin ve bu ümmetin derdiyle dertlenen herkesten Allah razı olsun. Bu çeşmenin suyundan içmiş, bir lokma da olsa bu sofranın ekmeğini yemiş, bu meclise iştirak etmiş tüm arkadaşlarımızdan Allah razı olsun. Bu çatı altında ömrünü hayra, hasenata, ilme adamış fakat artık aramızda olmayan vakıf insanlarımıza da Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.

GEZİ OLAYLARINDA İSTANBUL'A KAMP KURAN MEDYA KURULUŞLARI, GAZZE'DE 270'İ AŞKIN GAZETECİ ÖLDÜRÜLÜRKEN HABERİNİ BİLE YAPMADILAR

Değerli misafirler, kıymetli dostlar; bu akşam aramızda sosyologlarımız var, tarihçilerimiz var, mühendislerimiz, doktorlarımız ve daha pek çok alanda kendi sahalarında uzmanlaşmış seçkin hocalarımız var. Şu gerçeği en iyi siz bilim insanlarımızın müşahede ettiğine inanıyorum: Asırlar boyunca üzerine yeni teoriler, yeni pratikler, yeni metotlar inşa edilen kavramlar günden güne kan kaybediyor; anlamlar aşınıyor, değerler tahrip, hatta tahrif ediliyor. Kutsal sayılan ne kadar kıymet varsa planlı ve sistematik şekilde kuşatma altına alınıyor. 19'uncu asırdan itibaren önce pozitivist, ardından insan olma şuurundan yoksun materyalist bir bakış açısıyla tüm dünyaya dayatılan sözde yeni gerçeklikler en başta insanı hırpalıyor, en fazla insana zarar veriyor. İşte sizler de gördünüz; Gazze’de 2 yıl boyunca işlenen cinayetleri, yapılan vahşi soykırımı… Medeni denilen dünya yalnızca seyretmekle yetindi. Gezi olaylarında İstanbul’a kamp kuran uluslararası medya kuruluşları, Gazze’de 270’i aşkın gazeteci öldürülürken meslektaşlarının haberini bile yapmadılar.

Şu utanç verici rakamlara özellikle dikkatlerinizi çekiyorum: Gazze’deki okulların yüzde 80’i yani 668 okul binası İsrail bombalarının hedefi olmuştur. 165 okul, üniversite ve eğitim kurumu bu saldırılarda tamamen yakılmış, 392 okul da kullanılamaz hale gelmiştir. 13 bin 500’e aşkın öğrenci, 830’un üzerinde öğretmen ve eğitim personeli, 193 bilim insanı ve akademisyen işgal kuvvetleri tarafından şehit edilmiştir. 785 binden fazla öğrenci eğitim hakkından mahrum durumdadır. Bunlar savaşın acımasız sonuçları değildir; burada bilinçli, kasıtlı, planlı bir toplu kıyım politikası uygulanmıştır. Bugün 365 kilometre karelik Gazze milyonlarca ton yıkıntıyla örtülüdür; sağlam kalmış bina neredeyse yoktur. Bunu görmezden gelmek, bunu konuşmamak, açık söylüyorum, toplu kıyıma ortak olmaktır. Kardeşlerim, biz hiçbir zaman susmadık; bundan sonra da susmayacağız. Dünyanın dört bir yanında nereye gidersek gidelim, gittiğimiz her yerde bunu haykıracağız. Daha kısa bir süre önce, geçen hafta biliyorsunuz Güney Afrika’daydım. Orada da bütün oturumlarda bunları haykırdım, bunları konuştum.

İSRAİL UYDURUK SEBEPLERLE ATEŞKESİ İHLAL EDİYOR

Malumunuz, bizim de devreye girmemizle bir ateşkes sağlandı. İsrail uyduruk sebeplerle ateşkesi sürekli ihlal ediyor. Hamas’ın, İsrail’in provokasyonlarına rağmen ateşkesin korunmasında sabırlı bir yaklaşım içinde olduğunu görüyoruz; bunu da memnuniyetle karşılıyoruz. Kış aylarına girdiğimiz şu günlerde yaralarını sarmaya çalışan Gazze’deki kardeşlerimize o çadırların ne durumda olduğunu herhâlde televizyonlarda izliyoruz. İnsani yardımları yine de ulaştırmanın gayreti içindeyiz. Türkiye olarak adil ve kalıcı barış için hem ateşkesin muhafazası hem de insani yardımlar noktasında üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz. Elimizdeki konteynerlardan göndermek istiyoruz, İsrail engelliyor, karşı çıkıyor. İnsanlıktan nasibini almamış bir başlarındaki katil var. İki devletli çözüm politikamızı, 1967 sınırlarına dayalı, başkenti Doğu Kudüs olan özgür, egemen ve bağımsız bir Filistin devleti kuruluncaya kadar kararlılıkla sürdüreceğiz. 29 Kasım Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü'nde İsrail saldırılarında şehit olan tüm kahramanlara Rabbimden rahmet niyaz ediyor, milletim adına Filistinli kardeşlerimizi hürmetle selamlıyorum.

İNSAN VE VARLIK SADECE YAPAY ZEMİNE İNDİRGENMEK İSTENİYOR

Kıymetli kardeşlerim, bizim ilim geleneğimizin merkezinde insan, hikmet ve kemalat vardır. İnsanı dışlayan, hikmete önem vermeyen, tekâmülü reddeden bir anlayışın bizim medeniyet tasavvurumuzda yeri yoktur. Fakat bugün çok önemli bir tehditle karşı karşıyayız: İnsan ve varlık sadece maddi boyuta, sadece yapay bir zemine indirgenmek isteniyor. Ama az önce işte ilim erbabımızın yapay zekayı da nasıl tahrif ve tahrip edebileceğini gördük. Demek ki ilim bunların inşallah haddinden ve hakkından gelecektir. İyilik, erdem, fıtrat, etik, vicdan ve merhamet gibi kavramlar insanlığın gündeminden çıkarılmaya çalışılıyor. Bu hazin tabloyu merhum Sezai Karakoç yıllar önce şöyle resmetmişti:
'Yığını yığın olmaktan çıkarıp insan toplumu haline getirecek bir eğiliş, tek kişiye eğiliş; insan malzemesinde insanı arama eğilişi gittikçe tükeniyor. Onun yerine insanın malzemeye indirgenmesi tercih ediliyor. İnsan sadece malzemesinden ibaretmiş gibi kuruluyor. Kentler dolduruluyor. Tarih bantları… Bu gidişle insan tarihinin silineceği ve yerini yapma bir tabiat tarihinin alacağı, ne yazık ki muhakkak.' Şimdi bakınız değerli dostlar; üstadın bahsettiği tarih bantları bizde de on yıllar boyunca tanımadığımız, duymadığımız, kulağımıza yabancı gelen bir sesle doldurulmak istendi. Ecdadın canlarını feda ederek vatan eylediği, barış, huzur ve kardeşlik tohumlarıyla yeşerttiği bu topraklarda bin yıldır yan yana yaşayanların kökleriyle bağı koparılmaya çalışıldı.

SANAL ALEMDE MUHALİF OLANLARIN BİR KISMI TÜRKİYE TAŞERONLARINA HAİNLİK YAPAN FETÖ'CÜ HAİNLER

Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla birbirlerinden güç alarak yalnızca kader değil keder birliği de yaparak tek vücut haline gelen bu milleti bölmeye, parçalamaya, fertleri arasına duvarlar örmeye uğraştılar. Bunda ne yazık ki bir dereceye kadar başarılı da oldular. En son grup toplantımızda da ifade ettim: Filistin’de, Suriye’de, Çanakkale’de, Milli Mücadele’nin farklı cephelerinde bizimle omuz omuza çarpışan Arap kardeşlerimizi 'Bizi sırtımızdan vurdular' diyerek milletimiz nezdinde düşman hale getirdiler. Bize bunu söyleyenler Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki kardeşlerimize de Osmanlı’yı kötülediler. 'Türkler buraları sömürdü, ülkenizi işgal etti, kimliğinizi değiştirdi' diyerek oralardaki kardeşlerimizi bize karşı kışkırttılar. Senarist aynı, yapımcı aynı, yönetmen aynı; sadece oyunun sahnelendiği mekanlar farklıydı. İsrail’in Gazze’ye saldırılarının başlamasıyla 'toprak sattı', 'arkadan vurdu', 'bize ihanet etti' yalanı tekrar köpürtüldü. Milletimizin mazlum Filistin halkıyla dayanışmasını engellemek için bilhassa sosyal medyada ve şovenist basın yayın organlarında büyük bir dezenformasyon kampanyası yürütüldü. Halkı kışkırtan, kutuplaştıran bu nefret dalgasını körükleyen hesapların çoğunun yurt dışından yönetildiği ortaya çıktı. Sanal alemde kendini muhalif olarak lanse edenlerin önemli bir kısmının Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapan FETÖ’cü hainler olduğu anlaşıldı.

TÜRKİYE BİR YOLA GİRMİŞTİR

Şimdi de Terörsüz Türkiye sürecinde aynı oyunun sahnelenmek istendiğini görüyoruz. Burada şunun altını özellikle çizmek istiyorum: Ülkemizin ve milletimizin kaderini değiştirecek, coğrafyamıza huzur, güven, istikrar getirecek bu stratejik hamlemizin kimleri, hangi aktörleri rahatsız ve tedirgin ettiğinin tabii ki farkındayız. Yarım asırlık bir tezgahı bozma çabalarımızın, kan, gözyaşı ve çatışmadan beslenen hangi güçleri telaşlandırdığını çok ama çok iyi biliyoruz. Onlara sadece şunu söylüyorum: Bu sefer muvaffak olamayacaksınız. Allah’ın yardımı, aziz milletimizin duasıyla inşallah bu sefer başaracağız. Hep birlikte başaracağız. Büyük, güçlü, muteber ve muzaffer Türkiye ülküsünü inşallah kuvveden fiile çıkaracağız. 86 milyonla birlikte, kendini bu topraklara ait hisseden on milyonları da yanımıza alarak hep beraber yepyeni bir destan yazmaya başlayacağız.

Bu ufka doğru tahriklere kapılmadan, tuzaklara düşmeden, sabırlı, samimi, dikkatli ve özgüvenli bir şekilde ilerliyoruz. Hedefe yaklaştıkça süreci rotasından saptırmaya dönük sabotajların, algı çalışmalarının, medya operasyonlarının, siyaset ve sosyal mühendislik faaliyetlerinin artacağını da şimdiden görebiliyoruz. Bu sefer bunların da üstesinden geliyoruz ve geleceğiz. Terörsüz Türkiye sürecinin başarısı için iktidarımızın da ittifakımızın da devletimizin de kararlılığının tam olduğunun bilinmesini isterim. Türkiye bir yola girmiştir ve inşallah bu yol bizi terörün olmadığı, her karışında kardeşliğin ve huzurun egemen olduğu bir menzile götürecektir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Bu düşüncelerle İlim Yayma Ödüllerimizin akademi camiamız, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Ödül sahiplerimizi bir kez daha canıgönülden tebrik ediyorum. Programımıza iştirak eden siz değerli kardeşlerime şükranlarımı sunuyor, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyor; sizleri Allah’a emanet ediyorum."

 

 

YORUMLAR

Yorum Yaz
Bu habere daha önce yorum yapan olmadı.
Şimdi ilk yorumu sen yaz.!
ARŞİV
GAZETE MANŞETLERİ
KARİKATÜR KÖŞESİ
ANKETLER
Seçili anket bulunmamaktadır
Bu ankete toplam kişi katıldı.