Derinleşen ekonomik kriz, dar gelirli yurttaşları yasal finans sisteminin dışına iterek kayıt dışı borçlanma ağlarına mahkûm ediyor. Kredi notu düşük olan veya limitleri dolan binlerce kişi, Facebook ve Telegram gibi platformlarda kurulan "Senetle Para", "Elden Nakit" gruplarında borç arıyor. Gruplarda bir yanda "Haciz kapıda, acil nakit" çığlıkları yükselirken, diğer yanda tefecilik faaliyetlerini "danışmanlık" adı altında maskeleyen ilanlar havada uçuşuyor.
"MESELE EKONOMİK OLMAKTAN ÇIKTI, GÜVENLİK RİSKİNE DÖNÜŞTÜ"
Ekonomist Onur Çanakçı, Türkiye’de gelir adaletsizliğinin geldiği noktayı verilerle ortaya koyuyor. Yurttaşların %85’inin gelirinin giderini karşılayamadığını belirten Çanakçı, tablonun vahametini şu sözlerle özetliyor:
"24 milyonu aşan icra ve iflas dosyası, milyonlarca insanın bankacılık sisteminden aforoz edilmesi demektir. Aylık %15-20 faizle borç almak rasyonel bir ticaret değil, bir imdat çığlığıdır. Bu noktadan sonra mesele ekonomik olmaktan çıkar; organize suç ve güvenlik riskine dönüşür."
Çanakçı ayrıca, bu grupların aynı zamanda birer dolandırıcılık yuvası olduğunu hatırlatarak, "dosya masrafı" adı altında toplanan küçük meblağların toplamda devasa bir vurguna dönüştüğü konusunda uyarıyor.
DEVLETİN "SERT TAHSİLAT" POLİTİKASI VE KIRILAN GÜVEN
Cumhuriyet'in haberine göre Sosyolog Zeliha Bürtek, ekonomik krizin toplumsal dokuda açtığı derin yaralara dikkat çekiyor. Devletin vergi ve SGK borçları konusunda daha sert ve ani tahsilat yöntemlerine yönelmesinin, bireylerin gündelik hayatını daha da kırılganlaştırdığını savunan Bürtek, şunları kaydediyor:
Rasyonellik Kaybı: "25 bin lira alıp karşılığında 100 bin liralık senet imzalamak, bir tercih değil çaresizliğin tescilidir."
Toplumsal Sarsıntı: "Yasal yollar daraldığında insan illegal olana meyleder. Bu durum sadece cüzdanları değil, insanların devlete ve birbirine olan güvenini de bitirir. Bu, krizden daha kalıcı bir hasardır."




















