Marmara Bölgesi'ndeki sismik hareketlilik ve olası büyük deprem senaryoları üzerine yapılan bilimsel tartışmalara bir yenisi eklendi. Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı teknik analizde, Marmara Denizi tabanındaki derin çukurların (Tekirdağ, Çınarcık vb.) jeolojik yapısının, sanılanın aksine deprem kırılmasını durdurucu bir etkiye sahip olabileceğini öne sürdü.
"KAYAÇLAR GEVREK DEĞİL, SAKIZ GİBİ SÜNEK"
Bektaş, Marmara çukurlarının yer kabuğunun en çok gerildiği ve inceldiği noktalar olduğuna dikkat çekti. Bu incelme nedeniyle magma sıcaklığının yüzeye daha yakın olduğunu belirten Bektaş, yüksek ısının kayaç yapısını değiştirdiğini vurguladı:
"Yüksek ısı nedeniyle kayaçlar plastikleşmiş durumda. Yani fay burada 'gevrek' (kırılgan) değil, 'sakız gibi' sünek bir yapıda davranıyor."
"FAY HATTI YAĞLANIYOR, ENERJİ BİRİKMİYOR"
Prof. Dr. Bektaş, bölgedeki hidrotermal aktiviteye de işaret etti. Çukurların gaz ve su gibi akışkanlar bakımından son derece zengin olduğunu ifade eden Bektaş, bu yüksek basınçlı sıvıların fay zonlarını adeta "yağladığını" belirtti.
Bektaş'a göre bu "yağlama" etkisi ve kayaçların esnek yapısı, fayın kilitlenip büyük deprem üretecek enerjiyi biriktirmesine engel oluyor.
SESSİZ HAREKET: "CREEP" ETKİSİ
Bektaş analizinin en çarpıcı bölümünde, fayın hareketsiz kalmak yerine "sessizce" hareket ettiğini savundu. Bu duruma jeolojide "Creep" (sürünme/kayma) adı verildiğini belirten Bektaş, şu ifadeleri kullandı:
"Fay kilitlenip enerji biriktiremiyor; bunun yerine 'Creep' dediğimiz sessiz fay hareketini yapıyor. Bu durum, olası bir deprem kırığını durduran bir bariyer etkisi yaratıyor."
Bektaş'ın bu analizi, Marmara'da fayın "tek parça halinde kırılarak" 7 ve üzeri büyüklüğünde deprem üreteceği yönündeki genel kabul gören senaryoların karşısında, parçalı ve daha düşük enerjili bir yapıya işaret eden önemli bir bilimsel görüş olarak kayıtlara geçti.




















